(3402 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Veysi Yılmaz ile Hazine ve Paşadüzü Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının köy muhtarlığına yönelik davanın husumetten reddine Hazine aleyhine açılan davanın kabulüne dair Ovacık-Tunceli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 15.10.1991 gün ve 137/82 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı bir parça taşınmazın kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle vekil edeni adına tapuya tescilini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, dava konusu taşınmazın; Hazine adına kayıtlı bulunan 09.05.1967 tarih 104 sıra nolu tapu kaydı kapsamında kalan ve kadastro tespit çalışmaları sırasında da tespit dışı bırakılan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Paşadüzü Köyü Muhtarlığı temsilcisi ise yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece kazanmayı sağlayan koşulların Hazine tapularının oluşum tarihi olan 09.05.1967 tarihine kadar davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 09.05.1967 tarih 104-105 sıra nolu Hazine tapularının iptali ile teknik bilirkişi raporunda dava konusu yer olarak gösterilen 6570 m2'lik taşınmazın davacı adına tesciline, davalı köy muhtarlığı aleyhine açılan davanın ise husumetten reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava TMK. nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tapusuz taşınmazın tapuya tescili istemi ile açılmış olup yerin Hazine adına tapuya kayıtlı olduğunun anlaşılması üzerine tapu iptali ve tescil isteğine dönüştürülmüş bir davadır. Her ne kadar yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmazın davacıya babası Ali'den mirasen ve paylaşımla kaldığını, davacı ve babasının bu taşınmaz üzerinde Hazine tapularının oluşum tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla bir süre koşullarına uygun tasarrufta bulunduklarını açıklamış iseler de, mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Teknik bilirkişi dava konusu yerin Toprak Tevzii Komisyonunca 16-17 parsel numaralarıyla Hazine adına belirlenen ve Hazine adına kayıtlı 09.05.1967 tarih 104-105 sıra nolu tapu kayıtları kapsamında kaldığını bildirmiştir. Ne var ki, mahkemece Toprak Tevzii Komisyonunca düzenlenen belirtmelik, harita ve diğer belgeler getirtilmemiştir. Bu belgelerin eksiksiz olarak getirtilip dosya arasına konulması, taşınmazın belirtmelikten önceki niteliğinin kesin olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Bundan ayrı Hazine temsilcisi dava konusu taşınmazın kadastro tespit çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu savunmuştur. Mahkemece bu savunma üzerinde de yeterince durulmamıştır. Tunceli-Ovacık Tapu Sicil Müdürlüğünün 20.12.1990 tarihli cevabi yazısında dava konusu taşınmazın bulunduğu Paşadüzü Köyünde kadastro çalışmaların bittiği, son ilanların 11.03.1983-11.04.1983 tarihleri arasında yapıldığı bildirilmiş ise de, dava konusu yerin bu kadastro çalışmaları sırasında ne gibi bir işleme tabi tutulduğu araştırılıp belirlenmemiştir. Keza Hazine temsilcisinin dava ile ilgisi olduğunu belirttiği Ovacık Sulh Hukuk Mahkemesinin 1986/77 esas, 1985/45 esas ve 1984/31 esas sayılı dava dosyaları da getirtilip dava ile ilgileri üzerinde durulmamıştır. Eksik inceleme ile karar verilemez. Yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması, dava konusu taşınmazın belirtmelik tarihinden önceki niteliği ve kadastro çalışmaları sırasındaki niteliğinin tam olarak belirlenmesi, belirlenecek bu niteliklere göre yerin kazanmayı sağlayan zilyetlik esaslarına dayalı biçimde edinilebilir yer olup olmadığı üzerinde durulması; taşınmaz kadastroca tespit dışı bırakılan bir yer ise tespit dışı bırakma tarihinden dava tarihine kadar kazanmayı sağlayan 20 yıllık zilyetlik süresinin dolup dolmadığının düşünülmesi, dava konusu yerle ilgili olduğu açıklanan dava dosyalarının getirtilmesi, uyuşmazlığın çözümünde gözönünde tutulması, gerekirse mahallinde yeniden teknik ve yerel bilirkişiler marifetiyle keşif yapılarak getirtilen belgelerin mahalline uygulanması, dosyada mevcut iki farklı zirai bilirkişi raporları ve beyanları arasındaki çelişkiyi ortadan kaldıracak şekilde uzman zirai bilirkişi heyetinden rapor alınması, taşınmazın Devletçe sulanan yerlerden olup olmadığının ilgili kurumlardan sorularak belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün HUMKnun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy