(3402 S. K. m. 14, 17) (4721 S. K. m. 713, 996)
Dava: Rukiye A. ile Hazine ve Gökçeali Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne dair Çatalca 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 24.06.2005 gün ve 175/321 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili ve Köy Tüzel Kişiliği taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde; mevkii ve sınırlarını açıkladığı tahminen 4000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 65 yıldır vekil edeni ve murislerinin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, belirterek muris Hüseyin oğlu Salih Ç.'ın mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, malik sıfatıyla zilyet olmadığını, davacının Kaymakamlığa (Mal Müdürlüğüne) vermiş olduğu dilekçe ile taşınmazı satın almak istediğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı köy tüzel kişiliğini temsilen köy muhtarına yöntemine uygun bir biçimde dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, teknik bilirkişi Mehmet Yılmaz'ın 17.11.2004 günlü rapor ve krokisinde sarıya taralı 4561.13 m2 lik yer hakkındaki davanın kabulüne, Hüseyin oğlu Salih Ç. mirasçıları, krokide sarıya taralı A harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün ise Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili ile davalı Gökçeali köyü muhtarı vekili Dursun Ali D. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal ve eklemeli zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1, 996, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, taşınmazın mer'a sayılan yerlerden olmadığı belirlendiğine, davacı taraf dava dilekçesinde tahminen 4000 m2 yüzölçümündeki yerin tescilini istediğine, bu bakımdan bu rakamın kendisini hukuken bağlamadığına, daha fazla veya eksik olabileceğine, mirasçılardan birinin taşınmazı satın almasını istemesinin süreyi kesmeyeceğine, davasız ve çekişmesiz durumu etkilemeyeceğine ve taşınmazın 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman sınırlandırma hattının dışında kaldığı uzman orman bilirkişisinin raporuyla saptandığına kazanma süresi koşulları ile imar ve ihya koşulları davacı yararına gerçekleştiğine, göre davalı Hazine vekili ile köy temsilcisinin aşağıda belirtilen husus dışında kalan temyiz itirazları yerinde bulunmadığından REDDİNE,
Davalı Hazine vekili ile davalı köy temsilcisinin diğer temyiz itirazlarına gelince; uyuşmazlık konusu taşınmazın 1959 yılında ölen Hüseyin oğlu Salih Ç.'dan kaldığı, eşi Fatma Ç.'ın ise 1974 yılında öldüğü, taşınmazın adı geçenlerin mirasçılarına bu şekilde intikal ettiği, onlar tarafından kullanıldığı ve tüm mirasçıların anne ve babalarının ölüm tarihinden itibaren dava tarihine kadar bağımsız 20 yıllık zilyetlikleri bulunduğu dosya kapsamı ile belirlenmiştir. Davacı Rukiye vekili, taşınmazın tüm mirasçılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. Dava dışı kalan tüm mirasçıların açılan davaya olur verdiklerine ilişkin noterden aldıkları belgeleri dosyaya sundukları saptanmıştır.
Mahkemece, yalnızca davayı açan Rukiye A. bakımından 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince miktar araştırılması yapılmış olup, davaya olur veren kişiler bakımından herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bunun yanında taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığı da sorulmamıştır. Bu bakımdan dava dışı kalan ve açılan davaya olur veren Rukiye A. dışında kalan tüm mirasçılar bakımından 3402 sayılı Kanununun 14. maddesi uyarınca miktar araştırmasının yapılması, bu mirasçıların belgesizden taşınmaz edinip edinmediklerinin Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğüyle, zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, varsa belgesizden aldıkları taşınmazlara ilişkin tapu kayıtları ile kadastro tutanakları ve tescil dosyaları bulundukları yerlerden getirtilerek miktar sınırlamaları bakımından gözönünde tutulması, teknik bilirkişinin krokisi müzekkereye eklenmek suretiyle uyuşmazlık konusu taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Kabul şekline göre de, davalılara vekalet ücreti, yargılama gideri ve harcın yükletilmesi doğru değildir. TMK. nun 713/1. maddesi gereği açılan tescil davalarında aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca Hazine ve ilgili kamu tüzel kişileri bu tür davalarda kanuni hasım durumunda olup, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretiyle sorumlu tutulamazlar. Davanın reddine veya kabulüne karar verilmesinde de bu durum aynıdır. Bu bakımdan tescil davalarında hüküm kurulduğunda davalılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilemez, tüm yargılama giderleri, peşin ve alınacak harcın davacı üzerinde bırakılmasına karar verilir. Bu nedenle davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi, yargılama giderlerinin ve harcın davalılardan alınmasına karar verilmesi, az önce açıklanan ilkeye, usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekili ile davalı köy temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 308,00 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden davalı Gökçeali Köyü Tüzel Kişiliğine iadesine, 10.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy