(3402 S. K. m. 12) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Sevim ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Doğanşehir Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 09.11.2004 gün ve 199/610 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, miras bırakan adına tespit ve tescil edilen 2328 parselle bir bütün olan taşınmazın bir bölümünün tespit dışı bırakıldığını, bir bölümünün de 2327 parsel numarası ile Hazine adına tespit edildiğini açıklayarak Hazine üzerindeki tapu kaydının iptali ile tespit dışı bırakılan yerle birlikte miras bırakan adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3.maddesi hükmü göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu yerlerin miras bırakanından kaldığı ileri sürüldüğüne ve adına tescilini istediğine göre, TMK. nun 640 ve 702.maddesi hükümleri göz önünde tutularak dava koşulunun yerine getirilmesi gerekmekte ise de, hüküm redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru görülmüştür.
2327 parsele ait kadastro tutanağı 30.04.1994 tarihinde kesinleşmiştir. Görülmekte olan dava 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3.maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra 24.06.2004 tarihinde açılmış bulunduğuna göre hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmaktadır.
Tespit dışı bırakılan bölümün tescili isteğine gelince; Bu yer hakkındaki dava TMK. nun 713/1.maddesine dayalı bir istektir. Bu tür yerler hakkındaki davalar yönünden aynı Kanunun 3.fıkrası hükmü göz önünde tutularak davanın Hazine yanında ilgili kamu tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekir. Diğer yönden, bu tür yerlerin tescili için açılan davalar Kadastro Kanunundaki hak düşürücü süreye tabi değildir. Başka bir anlatımla, böyle bir yer hakkında tutanak düzenlenmediği için hak düşürücü süre nazara alınmaz. Mahkemece hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Ne var ki; hüküm redde ilişkin olup, tüm bu eksiklikler bozma sebebi yapılmamış, hüküm sonucu itibariyle doğru görülmüştür.
Sonuç: Davacının temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna 17.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy