(818 S. K. m. 19, 20, 213) (1086 S. K. m. 76) (4721 S. K. m. 2)
Dava: M. ve müşterekleri, birleşen dosya davacısı S.S. S. P. T. Geliştirme Kooperatifi ile M. ve müdahil O. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair A. 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 24.09.2004 gün ve 4-781/635 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay' ca incelenmesi davacılar vekili (gerçek kişiler ve kooperatif vekili) tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.06.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekili Avukat M. geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı S.S. S. P. T. Geliştirme Konut Yapı Kooperatifi vekili ile, Kooperatif üyesi olan diğer davacı gerçek kişiler vekili, vekil edeni Kooperatif adına arsa alımı için yönetim kurulunca davalıya yetki verildiğini ve bu amaçla 623.900 Alman Markının banka havalesiyle gönderildiğini, davalının gönderilen para ile kendi nam ve hesabına 162 ada 6 parseli satın aldığını, vekil edeni kooperatife devretmekten kaçındığını belirterek 162 ada 6 parselin davalı üzerindeki tapu kaydının iptali ile davacı S.S. S. P. T. Geliştirme Konut Yapı Kooperatifi adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı M. vekili, davacı Kooperatif Yönetim Kurulunun vermiş olduğu yetki ve talimata dayanarak 661 parseli haricen satın aldığını, davacı tarafça gönderilen paranın harici satış nedeniyle 661 parselin maliklerine ödendiğini, geriye kalan satış parasının davacı yanca karşılanmaması üzerine 661 parselin tapudaki satış ve devir işleminin tamamlanmadığını, 162 ada 6 parseli vekil edeninin kendi parasıyla satın aldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalının yanında davaya katılan Ö. vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı kooperatifçe gönderilen ve hesabından çekilen parayla haricen satın alınan 661 parselin kararlaştırılan peşin akçesinin ödendiği, dava konusu 162 ada 6 parselin davacı kooperatifin parasıyla satın alındığının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı kooperatif ve gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2943.71 m2 yüz ölçüme sahip dava konusu 162 ada 6 parsel, 19.10.1999 tarihinde kayıt maliki E. S. tarafından 600.000.000 TL. karşılığında davalı M. 'ye satılmak suretiyle tapuya tescil edilmiştir.
Dosya arasındaki davacı Kooperatif Yönetim Kurulunun 17.2.1997 günlü toplantısında alınan karar uyarınca, A. ili, A. ilçesi, T. Beldesi, K. Çiftliği mevkiinde bulunan 40 dönüm yüzölçümündeki 311 pafta 661 parselin satın ve devralınması ve bu karara dayanılarak 25.6.1998 günlü toplantıda da pafta ve parsel numarası belirtilen taşınmazın satın ve devralınması yönünden davalı M. 'ye yetki verilmiştir. Ayrıntıları ve miktarı dosya arasındaki belgelerde yazılı ve bilirkişi incelemesi ile belirlenen 623.900 Alman markı davalı tarafından davacı kooperatifçe gönderilen banka hesabından saptanmıştır.
Dava dilekçesindeki açıklamalar ve olayın ileri sürülüş şekline göre; istek davacı Kooperatifin vermiş olduğu yetkiye dayanılarak ödenen paralarla davalı tarafından tapuda satın alınan 146 ada 6 parselin tapu kaydının iptal ve tescili isteğine ilişkindir. Dava dilekçesindeki bu açıklamalar karşısında davacı kooperatif ile davalı arasındaki ilişki davacı kooperatif adına arsa alınmasına ilişkin inanç sözleşmesidir. Dava dilekçesinin içeriğine göre, davacıların inanç sözleşmesine dayanarak istekte bulundukları hususunda duraksamamak gerekir. Zira HUMK. nun 76.maddesi hükmü uyarınca, davanın esası olan maddi olayların ileri sürülmesi taraflara, bu olayların nitelendirilmesi ve uygulanacak Kanun maddelerini bulmak hakime aittir. Hal böyle olunca, uyuşmazlığın inanç sözleşmesi çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerekir. Hemen belirtelim ki; 5.2.1947 gün ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca inanç sözleşmesi iddiasına dayalı olarak açılan iptal ve tescil davalarının yazılı belge veya yazılı delil başlangıcı sayılabilecek bir delille kanıtlanması gerekir. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre paranın gönderilmesine ilişkin Banka dekontları yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup bu nedenle tanık dinlenilmesi de mümkündür. Somut olayda davacı kooperatifin yetkili organınca davalıya yetki verildiğine ve davalının da bu yetkiye dayanarak banka aracılığıyla gönderilen paraları aldığını açıkça kabul ve ikrar ettiğine ve bankadan çektiği paraları haricen satın aldığı 661 parsel malikine ödediğini ileri sürdüğüne göre ayrıca inanç sözleşmesinin kanıtlanmasına gerek bulunmamaktadır. Esasen bu hususta taraflar arasında uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Bu açıklamalar karşısında mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. 661 parselin davacı kooperatif adına haricen satın alınıp alınmadığı ve bu satış nedeniyle bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması ve incelenmesi gerekir. Kural olarak tapulu bir taşınmazın haricen satış ve devri geçersizdir. Ancak harici sözleşme yapılmış ve bu nedenle bir ödeme yapılmış ise taraflar bu sözleşme nedeniyle verdiklerini geri isteyebilirler. Böyle bir ödemenin yapılıp yapılmadığı davada önem ve özellik arz edecektir. Bu husus göz önünde tutularak haricen satın alınan 661 parselin tapu kaydının getirtilmesi, davalının 661 parselin harici satın alınması nedeniyle kayıt malikine herhangi bir ödeme yapıp yapmadığının araştırılması, davacı kooperatifçe gönderilen tüm paralar 661 parselin malikine ödenmiş ise inanç sözleşmesi çerçevesinde ödemenin yapıldığının kabulü, 661 parsel malikine herhangi bir ödeme yapılmamış ise satış tarihi de gözetilmek suretiyle davalının Kooperatifçe gönderilen paralarla dava konusu 146 ada 6 parseli satın ve devraldığı ve varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmayan inanç sözleşmesine aykırı davranıldığının kabulü gerekir. Esasen karma sözleşme niteliğinde bulunan inanç sözleşmesiyle davalıya, kooperatif adına hareket etme yetkisi de verilmiştir. Yetkili temsilcinin kooperatif yararına hareket etmesi ve işlemde bulunması gerekir. Kooperatifçe banka aracılığıyla gönderilen ve çekilen paralar haricen satın aldığı ileri görülen 661 parselin kayıt malikine ödenmediği belirlendiği takdirde davalının yetki ve temsil ilişkisini kötüye kullandığı açıkça ortaya çıkacaktır. TMK. nun 2.maddesi hükmüne göre hakkın açıkça kötüye kullanılmasını kanun korumaz. Tüm açıklamaların ışığı altında yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması, davacı kooperatifin davalıya gönderdiği paraların tahsili için ayrıca açmış olduğu dava dosyasının bağlantı nedeniyle birleştirilmesi hususunun düşünülmesi, ondan sonra davalının TMK. 2.maddesi hükmü de göz önünde tutularak tüm delillerin birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacı Kooperatif ve diğer davacı gerçek kişiler vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 08.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy