(3402 S. K. m. 12) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Ali S. ve müşterekleri ile Ereklice Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kırklareli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 02.12.2004 gün ve 832/879 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, vekil edenleri adına tespit ve tescil edilen 476 parselle bir bütün olan 11000 m2'lik bölümünün başka parseller içinde tespit edildiğini, buna karşılık mülkiyetinde bulunmayan ve kullanılmayan 11000 m2'lik başka bir taşınmaz bölümünün 476 parsel içinde tespit ve tescil edildiğini açıklayarak vekil edenlerine ait başka parsel içerisinde kalan taşınmaz bölümüne ait tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Eriklice Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne, 476 parselin tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Teknik bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmaz bölümünün 477 mer'a parseli içerisinde kaldığı belirlenmiştir. 477 parsele ait kadastro tutanağında Eriklice köyünün mer'a olarak yararlandığı Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunun muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine 28.7.1983 tarihinde orta malı mer'a olarak sınırlandırılmış ve tutanak 9.11.1984 tarihinde kesinleşmiştir. Az öncede açıklandığı üzere dava konusu taşınmaz bölümünün mer'a olarak sınırlandırılan 477 parsel kapsamında kaldığı belirlenmiştir. Mer'aya ait sınırlandırmanın kısmen iptal ve tescili istenildiğine göre davanın kuru mülkiyet sahibi olan hakiki malik Hazineye karşı da açılması gerekir. Hazineye dava yöneltilmeden yararlanma hakkı sahibi olan köy tüzel kişiliğine karşı açılmış olan davanın sonuçlandırılmış olması doğru görülmemiştir. Somut olayda davacılar vekili tespitten önceki sebebe dayanarak istekte bulunmuştur. Bu durumda davanın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde belirtilen süre içinde açılıp açılmadığının gözönünde tutulması gerekir. Davacılar tespitten önceki sebebe dayandıklarına göre dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 477 parselin kadastro tutanağının kesinleştiği 9.11.1984 tarihinden 16.10.2003 dava tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gözönünde tutularak davanın öncelikle bu sebepten reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir. Açıklanan neden karşısında davanın Hazineye yöneltilmemiş olması bozma nedeni sayılmamıştır.
Kabul şekline göre de; davacılar adına tespit ve tescil edilen 476 parselin tapu kaydının iptali ile yeniden davacılar adına tapuya tescili de yanlıştır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 66,90 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy