8. Hukuk Dairesi 2005/7559 E., 2007/3922 K.
"İçtihat Metni"
O.Ç. ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Bodrum 2. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 11.03.2005 gün ve 4/126 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, miras yoluyla intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak 151 ada 146, 147 ve 267 parsellerin Hazine üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacak 1.derece arkeolojik sit alanında kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu tüm parsellere ait kadastro tutanaklarında vergi kaydı ve intikal durumları açıklanmak suretiyle Osman oğlu Süleyman'a kaldığı, 147 ve 267 parsellerin zeminde çalılık ve çamlık niteliğinde olduğu, 146 parselin ise tarla niteliğinde bulunduğu ancak Bodrum Sualtı Arkeoloji Müze Müdürlüğünün yazısına ekli belge ve bilgilere göre taşınmazların 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 11.maddesi uyarınca zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı açıklanarak 5.4.1993 tarihinde 147 ve 267 parseller çalılık ve çamlık, 146 parselde tarla niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacılar vekili tespitten önceki sebebe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmazlarda davacılar ve miras bırakanı S.ç.'in zeytinlik olarak tasarrufta bulunduğunu, Süleyman'ın ölümünden sonra mirasçılarının bir süre ekip biçmediğini bildirmişler, ziraatçı uzman bilirkişi taşınmazlar üzerinde yaşları yaklaşık 20-25 ve 60-70 arasında değişen aşılı meyve ağaçları bulunduğunu, uzun yıllardan beri bu yerde meyve ve tarla bitkileri tarımı yapılmak suretiyle kullanıldığını, kamunun yararlanmasına terk edilen ortak yerlerden olmadığını, ormancı bilirkişi 1966-1968 yıllarında yapılıp kesinleşen orman sınırlandırma hattının dışında, orman sayılmayan yerlerden olduğunu bildirmiştir. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre dava konusu parsellerin davacılar ve miras bırakanları tarafından kazanıldığı sonucu ortaya çıkmaktadır
Az yukarıda da açıklandığı üzere Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürlüğünün dosya arasına gönderdiği belgelere göre dava konusu parsellerin zilyetlikle kazanılması mümkün olmayan 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığı bildirilmiş idi.
Bu durumda uyuşmazlığın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun Değişik 11.maddesi hükmü karşısında çözüme kavuşturulması gerekir. 2863 sayılı Kanunun 11.maddesinin ilk metninde derece ayrımı yapılmaksızın sit alanlarının koşulları oluştuğu taktirde kazanılması mümkün bulunmakta idi. 27.7.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5226 sayılı Kanunun 5.maddesiyle, 2863 sayılı Kanunun 5.maddesindeki koruma alanları ibaresinden sonra gelmek üzere " sit alanları" sözcüğü eklenmiş ve bu tarihten itibaren sit alanlarının da kazanılması yasaklanmıştır. 30.5.2007 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5663 sayılı Kanunla değişik 2863 sayılı Kanunun 11.maddesinin 2.cümlesi değiştirilmiş, "Ancak, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemez" hükmü getirilmiştir. 11.maddenin değişik son şekline göre Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanlarının iktisabı mümkün değildir. Bunlar dışında kalan arkeolojik sit alanları ile doğal sit alanlarının kazanma koşulları oluştuğu taktirde kazanılması ve tescili mümkün olmaktadır. Görülmekte olan davada dava konusu taşınmazlar 3.7.1987 gün ve 3492 sayılı karara ekli 1/25000 ölçekli haritada yanlışlıkla değerlendirmeye tabi tutularak 1. derece arkeolojik sit alanı olarak belirtilmiş ise de, Koruma Kurulunca alınan 19.8.2003 tarih ve 2599 sayılı kararla 1/25000 ölçekli haritada 1.derece arkeolojik sit alanı tescilinin iptaline ve söz konusu alandaki taşınmazlara konulan bu yoldaki şerhin kaldırılmasına karar verilmiştir. Açıklandığı üzere son defa alınan kararla dava konusu taşınmazlar arkeolojik sit alanı dışında kalmaktadır. Bu husus yerinde uzman bilirkişi aracılığı ile yapılan uygulama ile de belirlenmiştir. Buna göre dava konusu taşınmazlar 5663 sayılı Kanunla Değişik 2863 sayılı Kanunun 11.maddesinin 2.cümlesi kapsamında kazanılması yasaklanan yerlerden çıkarılmış olmaktadır. Toplanan deliller ve dosya içeriği itibariyle kazanma koşullarının oluştuğu anlaşıldığına göre yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı Hazine vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 21.06.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.