(4721 S. K. m. 501, 713) (2675 S. K. m. 22) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Bünyamin Çelik ile Hazine, Kartal Belediye Başkanlığı ve dahili davalı Maltepe Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Kartal 3. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 21.12.2004 gün ve 1027/516 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalılardan Hazine vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 382 ada 6, 7 ve 8 parsellerin kayıt maliki Giyorgia Zaharyadis ile aynı ada 10 parselin kayıt maliki Andrya Lui Şimit'in uzun yıllar önce öldüklerini, tapu kayıtlarının intikal görmediğini, vekil edeninin 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu, tüm parsellerin tapu kayıtlarının TMK. nun 713/2. maddesi uyarınca hukuki değerini yitirdiğini açıklayarak iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Kartal Belediye Başkanlığı vekili ile Maltepe Belediye Başkanlığı vekili, dava konusu taşınmazların belediyelerle ilgisinin bulunmadığını, davalı Hazine vekili de kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kayıt maliklerinin ölüm veya gaiplik tarihlerinin belirlenmediği gerekçesiyle Hazine hakkındaki davanın kanıtlanmamış olması, davalı Maltepe Belediye Başkanlığı ile Kartal Belediye Başkanlığı hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine, davacı vekili hükmü esas bakımından, kayıt maliklerinin kayyımı İstanbul Defterdarlığı vekili hükmü avukatlık ücreti bakımından temyiz etmiştir.
Dava, TMK. nun 713/2. maddesi hükmü uyarınca ölüm sebebine dayalı iptal ve tescil isteğidir.
Dava, TMK. nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK. nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya 20 yıl önce ölmüş, ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir denilmiştir.
Dava konusu 382 ada 6, 7 ve 8 parseller 28.09.1943 tarihinde kadastro yoluyla İtalyan uyruklu Giyorgia Zaharyadis, 382 ada 10 parselde aynı tarihte İngiliz uyruklu Andrya Lui Şimit adına kadastro yoluyla tespit ve tescil edilmiş, kayıtlar intikal görmemiştir. Somut olayda, davacı vekili ölüm sebebine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Kayıt maliklerinin ölüm tarihleri belgelerle belirlenememiştir. Her ne kadar yerel bilirkişi ve tanıklar, kayıt maliklerinin 1955 ila 1960 yılları arasında öldüğünü bildirmişler ise de, ölüm tarihlerinin kayıtlarla kanıtlanması gerekir. Diğer yönden, kayıt maliklerinin mirasçı bırakıp bırakmadığı da belirlenememiştir. Bir yere ait tapu kaydının ölüm sebebiyle iptal ve tesciline karar verilebilmesi için kayıt malikinin ölüm tarihinden itibaren 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edilmiş olması gerekir. Bu yön kanıtlanmadığı gibi adı geçenlerin mirasçı bırakıp bırakmadığı da anlaşılamamaktadır. Dosyadaki belgelere göre mirasçı bırakmadıkları anlaşılmaktadır. 2675 sayılı Kanunun 22. maddesinin 3. fıkrasında; Türkiye'de bulunan mirasçısız tereke Devlete kalır denilmiştir. Kayıt malikleri mirasçı bırakmadan ölmüşler ise o takdirde TMK. nun 501. ve 2675 sayılı Kanunun 22. maddesi hükmü uyarınca terekesi Devlete kalır. Devlete kalan böyle bir yerin olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılması mümkün değildir. Tüm bunlardan ayrı, davacının dava tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğu da kanıtlanmamıştır. Mahkemece yazılı ve yukarıda açıklanan gerekçeler karşısında davanın reddine karar verilmiş olmasında kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davacı vekilinin hükmün esasına yönelttiği temyiz itirazlarının reddi ile işin esasının ONANMASINA,
Kayıt maliklerinin kayyımı İstanbul Defterdarlığı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Kayıt maliklerinin tespit edilmemesi nedeniyle kendilerine kayyım tayin edilmiş ve yargılamada avukat marifetiyle temsil edilmiş ve dava reddedilmiş bulunduğuna göre hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca Hazine lehine avukatlık ücreti takdir ve tayini gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı davacıya ait 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 19.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy