(3194 S. K. m. 18)
Dava: Fazlı Sağlam ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Darende Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 17.10.2005 gün ve 133/195 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı Hazine temsilcisi taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 174 ada 26 parsel içinde kalan zilyetliği altındaki 10 dönüm yere ait tapu kaydının miras, taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, kazanma koşullarını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 6.5.1.2005 günlü krokide C harfiyle gösterilen 4970 m2 yere ilişkin davanın kabulüne, ayırmasının mümkün olmaması nedeniyle paylı olarak davacı adına iptal ve tesciline, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmesi üzerine davalı Hazine temsilcisi hükmün kabule ilişkin bölümünü, davacı hükmün redde ve kabul edilen bölümün bağımsız olarak tescil edilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz isteğinde bulunmuştur.
Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 15 hektar 950 m2 yüz ölçümlü 26 parsel Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle 27.09.1991 tarihinde ham toprak niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş, tutanak 08.09.1995 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı, zilyetliği altında bulunan 10000 m2 yerin tapu kaydının iptal ve tesciline karar verilmesini istemiş, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre 06.05.2005 günlü krokide B harfiyle gösterilen 5292 m2 bölüm üzerinde kazanma koşullarının oluşmadığı belirlenmiş bulunduğuna göre bu yer hakkındaki davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacının hükmün bu bölümüne ilişen temyiz itirazlarının REDDİNE,
Krokide C harfiyle gösterilen 4972 m2 yerin davacı ve miras bırakanı tarafından tespit tarihine kadar 20 yıldan fazla süreyle koşullarına uygun olarak tasarruf edildiği ve kazanıldığı belirlenmiş, imar mevzuatı uyarınca ayırmasının mümkün olmaması nedeniyle paylı olarak iptal ve tescile karar verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesi hükmü karşısında yapılan bu kabul şekline davacı karşı koyarak bağımsız olarak iptal ve tescil edilmesi isteğiyle hükmü temyiz etmiştir. İmar Kanununun ayırma ve birleştirmeye ilişkin hükümleri emredici nitelikte olup bunlara aykırı hüküm tesis edilemez.
Sonuç: Taşınmazın bu bölümünün ayırmasının mümkün olmadığı belirlendiğine göre yazılı şekilde hüküm kurulmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu bölüm üzerinde davacının mülkiyet hakkının doğduğu kanıtlandığına ve imar mevzuatına göre bölünmesi de mümkün olmadığına göre paylı olarak iptal ve tescile karar verilmiş olması doğrudur. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy