(3402 S. K. m. 13)
Dava: Mehmet Uluhan ile Cemal Uluhan ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Ayancık Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 19.07.2004 gün ve 24/213 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Mehmet Uluhan tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, babası Haşim tarafından sağlığında kendisine bağışlanıp teslim edilen dava konusu taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında davalılar adına 104 ada 55 ve 108 ada 1 parsel numarasıyla tespit ve tescil edildiğini açıklayarak tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar vekili ve yargılama oturumlarına katılan davalılar, taşınmazların dedeleri Haşim tarafından kendilerine bağışlandığını, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
108 ada 1 parsele ait kadastro tutanağında Mehmet oğlu Haşim Uluhan adına yazılı Şubat 1937 tarih 9 nolu tapu kaydı ve kayıt malikinin ekip huzurundaki muvafakatı gözönünde tutularak 29.11.2001 tarihinde, 104 ada 55 parselde Şubat 1937 tarih 6 numaralı tapu kaydı ve kayıt malikinin taksim ve bağışına dayanılarak davalılar adına verasetten iştirak şeklinde tapuya tescil edilmiştir.
Davacı, her iki parselin babası Haşim tarafından sağlığında kendisine verildiğini bildirmiştir. Tapulu bir taşınmazın haricen satış ve bağışı hukuken geçerli değildir. Ancak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesinde yazılı koşullar altında tasarruf edilmiş olması halinde böyle bir yerin kazanılması mümkün olabilir. Somut olayda¸dava konusu yerlerin davacıya kayıt maliki babası Haşim tarafından verildiği bildirilmiş ise de, adı geçenin bulunduğu yeri terk ederek 30 sene süreyle uzakta kaldığı bildirilmiştir. Bu durumda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesindeki koşullar davacı yararına gerçekleşmemiştir. Her iki parselin daha sonraki bir tarihte kayıt maliki Haşim tarafından davalılara bağışlanıp teslim edildiği ve adlarına tescile muvafakat ettiği belirlendiğine göre yazılı şekilde hüküm kurulmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sonuç: Davacı Mehmet'in temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 10,10 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1,10 YTL'nın temyiz edenden alınmasına, 24.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy