8. Hukuk Dairesi 2007/5351 E., 2007/5517 K.
"İçtihat Metni"
Yeter ile Hazîne ve K... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair (Çamlıyayla Asliye Hukuk Hakimliği)'nden verilen 11.02.1998 gün ve 64/8 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, 516 parselin vekil edeni tarafından 12.05.1960 tarihinde ölen kayıt maliki Ali oğlu Durmuş'tan ölmeden önce 1960 yılında satın alındığını, zilyet ve tasarrufunda olduğunu, malikin hiç mirasçısı olmadığını açıklayarak MK'nın 639/2. maddesi gereğince tapu kaydının kısmen iptali ile bu kısmın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, malikin mirasçısız ölümü ile taşınmazın Hazine adına tescilinin gerektiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı vekilinin son yargılama oturumunda 516 parselin kısmen iptal ve tescilini istediği, taşınmazın bir kısmının MK'nın 639/2. maddesine göre zamanaşımı ile kazanılamayacagı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tapulama çalışmalarında 516 parsel senetsizden 06.10.1955 tarihinde Ali oğlu Durmuş adına tespit görmüş, tutanak 25.12.1955 tarihinde kesinleşmiştir. Taşınmaza ait tapu, dosyaya ibraz edilen mirasçılık belgesi gereğince Hazine adına intikal ettirilmiştir.
Dava, TMK'nın 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nın 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, waynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" denilmiştir.
Davacı vekili, satın alma ve zilyetliğe dayanarak TMK'nın 713/2. maddesine göre 516 parselin tapusunun iptal ve tescilini istemiş, 11.02.1998 tarihli son yargılama oturumunda tapu kaydının kısmen iptal ve tescilini istediğini açıklamıştır. Mahkemece yazılı şekilde TMK'nın 713/2. maddesine göre kısmen iptal ve tescil istenemeyeceği gerekçesi iie davanın reddine karar verilmiştir. TMK'nın 713/2. maddesinde, taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedinin de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tescilini isteyebileceği belirtilmiş, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 15/2. maddesinde de, taşınmaz mal tapuda kayıtlı olsun veya olmasın, onun ayrılması mümkün bir kısmının veya belirli bir payının bu kanunda zilyet lehine kabul edilen sebeplerle iktisabının caiz olduğu düzenlenmiştir. Anılan hükümler karşısında, koşulları oluştuğu takdirde taşınmazın bir bölümünün olağanüstü zamanaşımı yolu ile kazanılması olanaklıdır. Kısmi kazanmayı yasaklayan 18.04.1960 gün, 15/7 sayılı İ.B.K. kaldınlmış, uygulama kabiliyeti kalmamıştır. Bu nedenle, mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi yerinde ve yasal görülmemiştir. İddia
ve savunmaya ilişkin delillerin toplanıp birlikte değerlendirilmesinden sonra işin esası hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Ancak; dava konusu 516 parselin kayıt maliki Ali oğlu Durmuş'un (Tarsus İkinci Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 06.10.1992 tarih 1992/327 esas 1992/646 karar sayılı ilamı ile soyadı KOCA olarak düzeltildi) dosyaya ibraz edilen mirasçıiık belgesine göre 12.05.1960 tarihinde öldüğü ve geriye tek mirasçısı Kıymet/i bıraktığı, Kıymefin de 03.05.1975 tarihinde mirasçısız ölümü ile terekesinin Hazine'ye kaldığı anlaşılmıştır. TMK'nın 501. maddesine göre, mirasçı bırakmadan ölen kişinin terekesi Devlete kalır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18/2. maddesine göre de, kanunlar uyarınca Devlete kalan taşınmaz malların zamanaşımı yolu ile kazanılması olanaksızdır. Bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde redde karar verilmesi doğru değil ise de, hüküm redde ilişkin olup, sonucu itibariyle doğru olmaktadır.
Açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün (ONANMASINA), 15.10.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.