(3402 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Mustafa Karataş ile Süleyman Demir, Andırın Belediye Başkanlığı ve Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Andırın Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 22.01.2007 tarih ve 236/15 s. hükmün Yargıtayca tetkiki davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, vekil edeni adına tesbit edilen 267 ada 2 no.lu parselin yaklaşık 5 m2 kısmının davalı Süleyman Demir'e ilişkin 268 ada 3 s. parsel, 10 m2'lik kısmının ise yol içinde kaldığını açıklayarak davalı Süleyman'ın tapu kaydının kısmen iptal edilmesine ve yolda kalan kısımla birlikte vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Andırın Belediye Başkanlığına dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Süleyman, kadastro tespitinin doğru olduğunu; davacının herhangi bir hakkının bulunmadığını açıklayarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, imar planı dışında kalan alanlarda yönetmeliklerinde tayin edilecek miktarlardan küçük ifrazlara izin verilemez. Buna göre Belediye Başkanlığının ifrazın mümkün olmadığına ait yazılarıyla imar planındaki bu düzenleme birlikte değerlendirildiğinden davacının dava konusu ettiği yerlerin yüzölçümleri ve konumları da dikkate alındığından bu yerlerin ifraz edilerek davacı adına tescil edilmesinin hukuken mümkün olmadığı, ayrıca B harfi ile gösterilen kısım yönünden davacının taşınmazın tamamına paydaş yapılmasına da Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre cevaz verilmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekmiş gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 s. Kadastro Yasasının 14. maddesi gereğince açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin gösterdiği red gerekçesine katılmak mümkün değildir. Gerekçe aynı zamanda hukuki dayanaktan yoksundur. Davacı vekili, dava dilekçesinde iptalini istediği taşınmazın yaklaşık 5 m2.sinin davalı Süleyman'a ilişkin 268 ada 3 s. parsel içinde kaldığını, 10 m2'lik kısmının ise yol kapsamında bulunduğunu ve vekil edenine ilişkin 267 ada 2 parselin devamı niteliğinde ve bu parselle birlikte kullanıldığını açıklamak suretiyle tapu iptali tescil ve tescil isteğinde bulunmuştur. Teknik bilirkişinin rapor ve krokisine göre davacı Mustafa Karataş'a ilişkin 267 ada 2 s. parselin kuzey, doğu ve güneyinde yol bulunmaktadır. Sözü edilen parselin iptal ve tescil ile tescili istenen kısımlarla bir bağlantısı bulunmamaktadır. Doğuda bulunan yoldan sonra dava konusu yerler gelmektedir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre paftada gösterilen yolların genel yol niteliğinde olduğu görülmektedir. Teknik bilirkişi Ali Erkaşka, 9.5.2006 tarihli rapor ve krokisinde B (3.58 m2) harfi ile işaretli kısmın 268 ada 3 s. parsel, A (6.75 m2) harfi ile gösterilen bölümün ise paftada gösterilen yolda kaldığı anlaşılmaktadır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, krokide A ve WC ile gösterilen bölümlerin öteden beri yol olarak kullanıldığını, B harfi ile işaretli bölümle birlikte (A+B'nin) 1965 yılından beri davacı tarafından çalı çırpı ve odun konulmak suretiyle kullanılan bir yer olduğunu açıklamışlardır. Uzman bilirkişi ziraat mühendisi, dava konusu taşınmaz bölümlerinin tarıma elverişli yerlerden olmadığını, davacıya ilişkin 5 ster odunun bu yerler üzerinde bulunduğunu bildirmiştir.
Saptanan bu durum karşısında bir yere çalı çırpı ve odun koymak suretiyle kullanılması TMK. nun 713/1 anlamında herhangi bir hak bahşetmez. Kullanan kişinin malik sıfatıyla ve ekonomik amaca uygun zilyetliğinden de söz edilemez. Kaldı ki yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu yerlerin öteden beri yol olarak kullanıldığını açıklamışlardır. Bu gibi yerlerin kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilmesi mümkün değildir. B harfi ile gösterilen yerin de davacıyla bir ilgisinin bulunmadığı ve davacıya ilişkin parselin devamı niteliğinde olmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerle sabittir. Davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, dava redle sonuçlanmış olup hüküm sonucu itibariyle doğru bulunduğundan davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde bulunmamaktadır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan yerel mahkeme hükmünün açıklanan sebeplerle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 13,10 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 90 YKR'nin temyiz edenden alınmasına, 17.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy