(3402 S. K. m. 16)
Dava: Ali Karaköse ve Seyit Karaköse ile Hazine ve Kızılören Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Konya 2.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.11.2007 gün ve 377/456 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: 225 ada 28 parsele ait sınırlandırmanın kısmen iptal ve tesciline ilişkin hüküm Hazine vekilinin temyizi üzerine; diğer temyiz itirazlarının reddiyle özet olarak dava konusu taşınmazın tahsisli mer'a kapsamında kalıp kalmadığı ve Devlet ormanı sayılan yerlerden olup olmadığı gereğine işaret edilmek suretiyle bozma sevk edilmişti. Mahkemece bozma kararına uyularak ve Kadastro Müdürlüğüne yazılan tezkereye verilen 28.9.2007 günlü karşılık yazısındaki bilgiler gözönünde tutularak başkaca bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın davanın reddine karar verilmiştir. Görülmekte olan davada davacılar kendilerine ait taşınmazın bir bölümünün 225 ada 28 parsel içerisinde kaldığını ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Bozmadan önce toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davanın kanıtlandığı görüşünden hareketle kabulüne karar verilmiş idi. Az önce de açıklandığı üzere tahsisli mer'a ve taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının araştırılması yönünden bozma yapılmıştır. Gerçekten orta malı mer'a olan bir yerin olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün değildir.
Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 28 parsel mer'a olarak sınırlandırılmış ise de, davacılar tutanağın aksini ileri sürmek suretiyle süresinde iptal ve tescil davası açmışlardır. Bu durumda taşınmazın kadim veya tahsisli mer'a olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Her ne kadar taşınmazın kadim mer'a olmadığı belirlenmiş ise de, tahsisli mer'a olup olmadığı ilgili mercilerden sorulmamıştır. Diğer yönden taşınmazın etrafı ormanlık alanlarla çevrilidir. Orman sayılan veya ormanın bütünlüğünü bozan orman içi açıklıkların da kazanılması mümkün değildir. Ancak böyle bir sonuca ulaşabilmek için taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının usulen belirlenmesi gerekir. Taşınmazın bulunduğu yerde yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca orman sınırlama işleminin yapılıp yapılmadığı sorulmamıştır. Delil olarak dayanılan dosya arasındaki Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/446 Esas sayılı dava dosyasının içeriğine göre taşınmazın bulunduğu yerde orman sınırlandırma işlemlerinin yapıldığı anlaşılmakta ise de, taşınmazın sınırlandırmanın kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmemiştir.
Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak tahsisli mer'aya ilişkin belgelerin ve orman sınırlandırmasına ait harita ve tutanakların bulundukları yerlerden getirtilmesi, ondan sonra yerel, teknik ve ormancı bilirkişiler aracılığıyla dava konusu taşınmaza uygulanması, taşınmazın tahsisli mer'a veya orman sayılan yerlerden olup olmadığının yöntemine uygun bir biçimde araştırılıp belirlenmesi, yukarıda esas numarası yazılı dosya içerisindeki belirlemelerin uyuşmazlığın çözümünde nazara alınması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacıların temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 14,00 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy