(4721 S. K. m. 6, 501, 713)
Dava: Fatma ile Hazine ve L.............Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Lüleburgaz 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 09.10.2007 gün ve 439/342 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili ile davalı belediye başkanlığı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 128 ada 1 parselde 1/7 pay maliki görünen Tükez'in (İbrahim karısı Türkaz'ın) kim olduğunun belli olmadığını, halk arasında tanınmadığını, kimliği belli olsa bile ölmüş ve üzerinden 20 yılı aşkın bir zaman geçtiğini, tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğini açıklayarak 1/7 paya ait tapu kaydının TMK'nun 713/2. maddesi gereğince iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, kayıt malikinin belli olduğunu, ancak mirasçı bırakmadan ölmüş ise Hazine'ye kalacağını açıklayarak, diğer davalı L.............. Belediye Başkanlığı vekili ise sebep açıklamaksızın davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, 1/7 pay maliki Türkaz'ın tüm araştırmalara rağmen rastlanmadığı, taşınmazın tamamının 40-50 yıldır davacı ve ailesi tarafından kullanıldığı, TMK'nun 713/2. maddesinde yazılı koşulların oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 128 ada 1 parselin 1/7 payının Tükez adına olan kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar Hazine ve L............ Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Tarla vasfında ve 29892 m2 miktarındaki dava konusu 128 ada 1 parsel, 14,01.1975 talihinde yapılan tapulama çalışmalarında 2.3.1950 tarih 6 ve 11.04.1963 tarih 56 sıra numaralı tapu kayıtları uygulanarak 6/7 payı Mustafa oğlu Mehmet, 1/7 payı İbrahim karısı Türkaz adlarına tespit edilmiş, tutanak 08.07.1975 tarihinde kesinleşmiştir. 6/7 pay daha sonra 14.04.2004 tarihinde tapuda davacı Ali kızı Fatma'ya satılmış, diğer dava konusu 1/7 pay tapuda bir intikal görmemiştir.
Öncelikle dava TMK'nun 713/2. maddesi uyarınca iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Bu tür uyuşmazlıklarda davanın kayıt malikinin mirasçılarına, hiç mirasçı bırakmama ihtimali ve tapu sicilinin tutulmasından sorumlu olması göz önünde tutularak davanın Hazine'ye yöneltilmesi yeterli olup, ayrıca taşınmazın bulunduğu yerdeki belediye veya köy tüzel kişiliğinin dava edilmesine gerek bulunmamaktadır Başka bir anlatımla, bu tür uyuşmazlıklarda belediye tüzel kişiliğine husumet yöneltilemez. L................ Belediye Başkanlığı hakkındaki davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir. Davalı L................Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüştür.
Davacı vekili, taşınmazın tamamını eklemeli 50 yılı aşkın süredir vekil edeninin malik sıfatı ile kullandığını, dava konusu 1/7 pay malikinin kim olduğunun bilinmediğini, belli olsa bile 20 yılı aşkın süre evvel öldüğünü açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Dava dilekçesindeki bu açıklamalar karşısında davacı vekili TMK'nun 713/2. maddesinde yazılı maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan ve ölüm sebeplerine dayanmış, sonuçta mahkemece malikin bilinmeyen bir kişi olduğu görüşünden hareketle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu parsel az yukarıda yazılı tapu kayıtları uygulanarak tapuya tescil edilmiştir. Her ne kadar dinlenen yerel bilirkişi ve tanık 1/7 pay malik görünen Tükez veya Türkaz'ın kimler olduklarını bilmediklerini, tanımadıklarını ifade etmişlerse de dayanak tapu kayıtlarına göre 1/7 pay maliki Türkaz'ın davacının satıcısı Mehmet'e 6/7 payları satan İbrahim'in karısı, Mustafa, Bekir, Cevahir, Zeynep ve Beyaz'ın ise anneleri olduğu ve kayıtlardaki açıklamalara göre kayıt malikinin bilinen kişi olduğu anlaşılmaktadır....Maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan... tümcesinden tapu kaydının hukuki durumunun açık olmaması, kayıt malikinin belirlenmemesi amaçlanmıştır. Kadastro yoluyla oluşturulan kayıtlarda, malik sütununun boş ve açık bırakılması, kayıt malikinin kimliğini ortaya koyacak bilgilerin bulunmaması, soyut bir ismin yazılı olması veya hayali ve mevcut olmayan bir kişi adına sicil oluşturulmuş olması halinde maliki tapu sicilinden anlaşılamayan kişiden söz edilebilir. Diğer yönden, kayıt malikinin veya mirasçılarının ve bunların adreslerinin bilinmemesi, tanınmamaları, kendilerine tebligat yapılamamış olması, o kişinin bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Açıklanan nedenle mahkemece 1/7 pay malikinin bilinmeyen kişi olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Kayıt malikinin bilinen bir kişi olduğu anlaşıldığına göre bu durumda terditli talep dikkate alınarak yargılamanın yürütülmesi gerekir.
Bu durumda, davacı vekili dava dilekçesinde Tükez mirasçılarını da davalı olarak göstermiş ve dilekçesi ekinde nüfus kaydını sunmuş ise de mahkemece tapuda 1/7 pay maliki görünen İbrahim karısı Türkaz ile dava dilekçesinde ismi yazılı Tükez'in aynı kişi olup olmadıkları araştırılmamıştır. Bu husus mahkemece araştırılarak aynı kişiler olduklarının anlaşılması halinde davacı vekiline Tükez'e ait mirasçılık belgesini ibraz etmesi için süre ve imkan verilmesi, ibraz edildiği takdirde belirlenecek mirasçıların davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanması, nüfus kaydında Tükez'in ölüm tarihinin 10.02.1998 olduğu ve ölüm tarihinden dava tarihine kadar TMK'nun 713/2. maddesinde yazılı kazanmayı sağlayan 20 yıllık sürenin dolmamış olduğunun da gözetilmesi gerekir. Tükez ile Türkaz'ın aynı kişiler olmadıklarının belirlenmesi halinde, Nisan 1957 tarih 53 sıra numaralı tapu kaydının iktisap sütununda yazılı bulunan Mustafa ve Bekir tarafından verilen L............... Noterliğinden tasdikli 13.02.1953 tarih 250 sayılı ve Cevahir, Zeynep ve Beyaz tarafından verilen B........... Noterliğinden tasdikli 01.08.1950 tarih 302 sayılı vekaletnameler ve satışa esas resmi senet ile kayıt malikinin eşi Bayram oğlu İbrahim'e ait nüfus kayıtlarından faydalanılmak suretiyle kayıt maliki Türkaz'a ait kimlik bilgilerine ulaşılabileceği gözetilerek davacı vekiline 1/7 pay maliki Türkaz'a ait mirasçılık belgesini ibraz edebilmesi için süre ve imkan verilmesi, mirasçılık belgesi ibraz edildiği takdirde davanın belirlenecek mirasçılara yöneltilmesi, iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanarak davaya devam edilmesi gerekir. Davacı tarafça mirasçılık belgesi ibraz edilmediği, mirasçılar belirlenemediği takdirde, isteğin mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davası olduğu, TMK'nun 6. maddesinde yazılı herkesin iddiasını ispatla yükümlü bulunduğu ve ispat yükü üzerinde bulunan davacının davasını ispat edemediği göz önünde bulundurularak TMK'nun 501. maddesi hükmü uyarınca terekenin Devlete kalacağının kabulü gerekir. Bu şekilde Devlete kalan bir yerin olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla kazanılması da mümkün olmaz. Mahkemece yukarıda yazılı hususlar gözetilmeden eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar Hazine ve L..............Belediye Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna uygun bulunmayan hükmün HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 13,10.-YTL peşin harcın istek halinde temyiz eden belediye başkanlığına iadesine 15.09.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy