(4721 S. K. m. 713) (1086 S. K. m. 38, 366)
Dava: Yusuf ile Hazine ve K. Mahallesi muhtarlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair Antalya 4. Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 06.02.2008 gün ve 478/26 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve hudutlarını yazdığı 2000 m2 yüz ölçümlü taşınmazın davacının babasından hibe yoluyla kaldığını, davacıyla babası Hüseyin'in zilyetliğinin 70 yılı bulduğunu, imar ihyasının da tamamlandığını açıklayıp, taşınmazın müvekkili Yusuf adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddiyle taşınmazın adlarına tapuya tescilini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz kadastro çalışmaları sırasında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu görülüp tespit dışı bırakılmıştır. Ancak mahkemece neden tespit dışı kaldığı ve tespit dışı kalma tarihi usulüne uygun bir biçimde yazılıp sorulmamıştır.
Mahkemenin, dava konusu taşınmazın fen memuru bilirkişinin krokisinde C harfiyle gösterilen yerin 315 parsel numaralı Ali'ye ait taşınmaz içerisinde kaldığından, bu kısma ilişkin tescil talebini reddetmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, mahkemece fen memuru bilirkişinin 23.08.2007 tarihli raporunda A ve B harfiyle gösterdiği yerler bakımından ziraat mühendisi bilirkişi Hüsnü'nün 29.08.2007 tarihli raporu ve ekindeki HUMK'nun 366. maddesi hükmü gereği delil niteliğinde bulunan fotoğraflara rağmen taşınmazın bu kısmının imar ve ihyasının yapılmadığını kabul etmiş olması doğru olmamıştır. Ziraat mühendisi bilirkişi raporunda açıkça .....Dava konusu taşınmazın bitki örtüsünün toprak yapısı, topraktaki bitki kök ve parçacıklarının ayrışma durumu, topoğrafık yapısı, komşu parsellerin bitki örtüsü ve topoğrafık yapısı göz önüne alınarak bazı Devlet taşınmazları gibi para ve emek sarfıyla taşlarından, kayalarından, çalılarından temizlenerek yani imar ve ihya edilerek tarıma kazandırılan yerlerden olmadığını..... açıklamıştır. Bilirkişi bu açıklamalardan sonra imar ve ihya edilmediğini belirtmiştir. Başka bir anlatımla; taşınmazın imar ve ihyaya muhtaç olmadığını anlatmak istemiştir. Mahkemenin bu raporu yanlış değerlendirilip taşınmazın imar ve ihya edilmediği sonucuna varması ve davayı reddetmesi doğru olmamıştır.
TMK'nun 713/3. maddesine göre; tescil davası Hazine'ye ve ilgili kamu tüzel kişilerine karşı açılır. Mahalle muhtarlıkları bulundukları belediye tüzel kişiliğine bağlı olup ayrı bir tüzel kişilikleri bulunmadığına göre davanın K. Mahallesi muhtarlığına yöneltilmesi de doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; taşınmazın hangi köy veya belediye hudutları içerisinde kaldığını belirlemek ve bu tüzel kişiliği TMK'nun 713/3. maddesi uyarınca davaya dahil etmek, dava konusu taşınmazın neden tespit dışı bırakıldığını ve tespit dışı bırakılma tarihini Kadastro Müdürlüğü'nden sormak ve delilleri birlikte değerlendirerek sonucuna göre karar vermek olmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna aykırı olan hükmün HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 14,00.YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 18.09.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy