(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 13, 18)
Dava: Ali ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Ilgın Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 29.11.2007 gün ve 158/617 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 123 ada 6 parselin maliki Mustafa'nın 1965 yılında bekar ve çocuksuz öldüğünü, davacının 1964 yılında burayı haricen malikten aldığını ve o tarihten beri zilyet olduğunu açıklayarak tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davacının işgalci olduğunu, taşınmazın tapu uygulanarak tescil edildiğini, malikin mirasçısı bulunmadığı takdirde Hazine'nin mirasçı olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının 1960'lı yıllarda taşınmazı kayıt maliki Mustafa'dan satın aldığı, 30 yıldan fazla davacının zilyetliğinde olduğu, TMK'nun 713/2. maddesi ve 3402 Sayılı Kanunun 13/B-b maddesine göre kazanma koşulları oluştuğundan davanın kabulü ile 123 ada 6 parselin Mustafa adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz 16.10.1963 tarihinde kadastro sebebi ile Y..... Ç.......köyü tüzel kişiliği adına tapuda kayıtlı iken 18.04.1964 tarihinde ifraz nedeni ile maliki aynı kalarak 6 ada 6 parsel no olmuş, daha sonra 15.02.1965 tarihinde tahsisen Kadir oğlu Mustafa adına tescil edilmiştir. 18.11.1998 tarihinde tapulama çalışmalarında da 15.02.1965 tarih 6 sıra numaralı bu tapu uygulanarak Kadir oğlu Mustafa adına 123 ada 6 parsel numarası ile tespit edilmiş, tutanak 11.01.1999 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı vekili, dava konusu taşınmazın tapu maliki Mustafa'dan 1964 yılında vekil edeninin satın ve zilyetliği devraldığını, tespit tarihine kadar zilyetliğini devam ettirdiğini açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Dosya arasındaki mirasçılık belgesinden Kadir oğlu Mustafa'nın 15.05.1965 tarihinde öldüğü, yasal ve atanmış mirasçısı olduğu saptanamadığından mirasının tamamının Hazine'ye isabet ve aidiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacının zilyetliği yerel bilirkişi, tanık beyanları ve dava dilekçelerindeki açıklamalara göre 1964 yılında başlamıştır. Kayıt maliki Mustafa 15.05.1965 tarihinde öldüğüne ve mirasının tamamen Hazineye kaldığı veraset ilamından anlaşıldığına, bu şekilde kanunlar uyarınca Devlete kalan taşınmazların 3402 Sayılı Kanunun 18/2. maddesi hükmüne göre, tapuda kayıtlı olsun veya olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilmeleri mümkün olmadığına göre davacının 1965 tarihinden sonraki zilyetliğine değer verilemez.
Açıklanan nedenle kanunlar gereği Devlete kalan taşınmazın TMK'nun 713/2. veya 3402 Sayılı Kanunun 13/B-b veya c maddelerine göre zilyetlik yolu ile kazanılması imkanı yoktur. Mahkemece bu yönler gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olmasında isabet bulunmamaktadır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna uygun görülmeyen hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 26.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy