(4721 S. K. m. 981, 984)
H. A. ve Z. A. ile K. K., A. N. A. ve İ. T. aralarındaki elatmanın önlenmesi ve işgal tazminatı davasının reddine dair Antalya 6 Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 30.04.2008 gün ve 206/161 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 31.03.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz edenlerden davacı H. A. bizzat geldi. Başka gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacılar H. ve Z. A. vekili, önceden Hazine adına kayıtlı iken tapulama dışı bırakılan dava konusu 444 parselin yerinin mülkiyet iddiaları olmamakla birlikte vekil edenlerinin zilyetliğinde bulunduğun, davalıların haksız yere ev yapmak, sera haline getirmek ve bahçe olarak kullanmak suretiyle tecavüz ettiklerini ileri sürerek davalıların elatmalarının önlenmesine, toplam 150.000 TL işgal tazminatının alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar K. K. ve A. N. A. vekili ile davalı İ. T., dava konusu taşınmaz bölümlerini davacılardan satın aldıklarını, uzun süreden beri zilyet olduklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacı tarafın korunmaya değer üstün hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine ve özellikle davacıların mülkiyet iddiasında bulunmadıklarını açıkça bildirmelerine göre dava, TMK.nun 981 ve devamı maddelerinde düzenlenen zilyetliğin korunmasına ilişkindir. Kanunun 984. maddesinde, dava hakkının zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden başlayarak iki ay ve her halde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşeceği düzenlenmiştir. Dosya içeriğine, 2.5.2000 tarihli satış senedine, taraf tanıklarının anlatımlarına göre davalıların zilyetliğinin 2000 yılında başladığı anlaşıldığından dava tarihi olan 13.5.2004 tarihi itibarıyla belirtilen sürenin geçtiği anlaşılmıştır. Öngörülen süre hak düşürücü süre niteliğinde olup, hakim tarafından kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir. Davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru değil ise de red kararı sonucu itibarıyla doğru olduğundan davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 14,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1,60 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına 31.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy