(1086 S. K. m. 274)
Dava: Ahmet ile İsmail aralarındaki tapu iptali, tescil ve tazminat davasının kabulüne dair Yıldızeli Sulh Hukuk Hakimliğimden verilen 27.02.2008 gün ve 493/68 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı İsmail ile davacı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını belirttiği yaklaşık 59.10 m2 civarında yüzölçümüne sahip taşınmazının yapılan kadastro çalışmaları sırasında 119 ada 27 sayılı parsel içerisinde davalı adına tapuya tescil edildiğini, taşınmazın kendisine miras yoluyla babasından intikal ettiğini ileri sürerek 119 ada 27 parselin 59.10 m2 yüzölçümündeki bölümünün davalı üzerindeki tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, 20.11.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile, 2.000.00.YTL masrafın davalıdan alınmasını talep etmiş, 28.11.2007 tarihli oturumda da adına tescilini istediği taşınmazın yüzölçümünün fen bilirkişisinin raporunda belirttiği gibi 94 m2 olduğunu bildirmiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazın babasından miras kaldığını, kanalın yaklaşık 100 yılı aşkın süredir taşınmaz üzerinde bulunduğunu, dava konusu taşınmazda davacının hakkının olmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın davacının zilyetliğinde bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, dava konusu 119 ada 27 parsel sayılı taşınmazın 06.08.2007 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 94.19 m2'lik bölümünün tapu kaydının iptali ile davacıya ait 119 ada 25 parsel sayılı taşınmaza eklenilmek suretiyle tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı İsmail ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, mahkemenin tazminat talebi yönünden karar vermediğini ileri sürerek hükmü temyize cevap süresi içerisinde katılma yoluyla temyiz etmiş ise de, davacının 20.11.2007 tarihli dilekçesi ile 2000,00.YTL masrafının davalıdan alınmasını istediği, bu talebinin tazminat istemi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gibi, kararın 3. bendinde de yargılama giderlerine mahkemece hükmedildiği anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalının temyiz itirazlarına gelince; mahkeme tarafından her ne kadar yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme yeterli bulunmamaktadır. Uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması için iddia ve savunmaya ilişkin tüm delillerin eksiksiz olarak toplanılması gerekir. Davalı, 25.04.2007 tarihli 2. oturumda, davacının tanık listesine bir diyeceğinin olmadığını, kendi tanığının isminin Bekir olduğunu söylemiş, bu tanık dinlenilmemiş, yapılan keşifte yalnızca yerel bilirkişi ile davacı tanıklarının dinlenilmeleri ile yetinilmiştir. HUMK'nun 274. maddesi hükmüne göre, tanık gösteren kişi öncelikle tanığının açık kimliğini ve adresini belirlemeye yarayacak tüm bilgileri mahkemeye sunmalıdır. Davalı tarafından bildirilen tanığın kimliğine ve adresine ait bilgiler ile çağrılıp dinlenilmesi için gerekli giderleri yatırmak üzere süre ve imkan tanınması, bu yön yerine getirilmediği takdirde bu delilden sarfı nazar edildiği kabul edilerek hüküm kurulması gerekir. Ne var ki, mahkemece bu yolda herhangi bir işlem yapılmamıştır. Savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Bundan ayrı, dava konusu taşınmaza komşu parseller ile özellikle davacı tarafa ait olduğu bildirilen 119 ada 25 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapu kayıtları, kadastro tutanakları ve varsa dayanak belgelerin de getirilerek keşifte uygulanması gereği mahkemece yerine getirilmemiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş; yukarıda sayılan hususları yerine getirmek; iddia ve savunmaya ilişkin tüm delillerin eksiksiz olarak toplanılmasından sonra değerlendirilmesi suretiyle varılacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan hükmün HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 14,00. TL peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden davacı Ahmet'e iadesine 12.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy