(4721 S. K. m. 713)
Dava: Halil ile Hazine arasındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Kangal Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 08.10.2008 gün ve 214/131 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, birbirini izleyen satış ve devirlerle 06.06.2006 tarihinde mülkiyetine geçen dava konusu 182 ada 2 parselin Hazine üzerindeki tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, Hazine'ye ait tapulu bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
46853 m2 yüzölçüme sahip 182 ada 2 parselin kadastro tutanağında 71 nolu Toprak ve Tevzi Komisyonu tarafından 29 M nolu paftasında ve Ç............Köyüne ait tablendikatif cetvelinde 1096 nolu parsel altında Maliye Hazinesine ait olduğu, şagilinin de Abdurrahman olduğu açıklanarak 04.09.2003 tarihinde tarla niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş, 14.07.2005 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. Davacı dava konusu parselin kadastro yoluyla Hazine adına tapuya tescilinden sonra tespit öncesi ve sonrası devir ve satışlara, eklemeli zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Dava dilekçesindeki açıklamalar ve iddia şekline göre davacı kendisinden önceki satıcılarının dava hakkının devrine dayanarak görülmekte olan davayı açmıştır. Satıcılar tarafından kazanılan bir yerin Hazine adına tapuya tescili yolsuz tescile yol açar. Böyle bir kayda karşı taşınmazın ilk maliki dava açabileceği gibi dava hakkını devralan sonraki alıcılarının da açması mümkündür. Mahkemece dava hakkının devri göz önünde tutulmaksızın hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir. Hazine'ye ait tapulu bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün değil ise de; Toprak Komisyonunca yapılan çalışmalar sırasında Hazine adına belirtilmiş, ancak sicil oluşturulmadan olduğu gibi bırakılmıştır. Hazine adına tapuya kayıtlı olmayan böyle bir yerin koşullan oluştuğu taktirde kazanılması mümkün olabilir. Dava hakkının devredildiği göz önünde tutularak iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hiçbir araştırma ve inceleme yapmadan yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun (1) sayılı tarifesinin A) Mahkeme Harçları bölümünün sonuna (IV) nolu bölüm eklenmesine ilişkin 5766 Sayılı Kanunun 11. maddesi 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş olmakla anılan bölümde belirtilen 60. YTL temyiz başvuru harcının temyiz edenden alınarak Hazine'ye irad kaydına ve 14,00. TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 02.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy