(4721 S. K. m. 999) (1086 S. K. m. 366)
Dava: İ. C. mirasçıları; A. C. ve müşterekleri ile Hazine ve Kestel Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Alanya 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.09.2008 gün ve 224/481 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmiştir.
Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.06.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı Hazine vekili Avukat F. T. ve karşı taraftan davacı vekili Avukat D. E. geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin Süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı İ. C. vekili, imar-ihya ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik hukuksal nedenine dayanarak bir parça tapusuz taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Hazine vekili, davanın reddini savunmuş, davalı Kestel Belediye Başkanlığı savunma yapmamıştır.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüyle 22.5.2008 tarihli krokide A harfi ile gösterilen 10.184, 85 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacının adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tescile konu taşınmaz 5602 sayılı Kanuna göre 1958 yılında yapılan kadastroda tespit dışı bırakılmış, mahkemece yapılan araştırmalara rağmen ne nitelikle tespit dışı bırakıldığı belirlenemediği gibi, ilk tesis kadastro paftasında da bu yönde açıklamanın bulunmadığı bildirilmiştir.
Yerel bilirkişi ve tanıkların, imar ve ihya ile dava tarihinden geriye doğru 20 yılı aşkın zilyetlik süresini bildirmeleri, ziraatçı bilirkişinin en az 30 yıl önce imar ihya edilen taşınmazın özel mülkiyete elverişli tarım arazisi niteliğinde olduğunu, ormancı bilirkişinin orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklamaları üzerine, mahkemece yazılı şekilde kabul kararı verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye ve taşınmazın niteliğini belirlemeye yeterli değildir. Bir yerin zilyetlik yoluyla kazanılabilmesi için TMK.nun 999 maddesi uyarınca özel mülkiyete elverişli yerlerden olması ve kamunun yararlanmasına ayrılan yerlerden olmaması gerekmektedir. Bu doğrultuda, bir arazinin kullanım süresi ve niteliği ile üzerinde imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının kadastrodan sonraki geçmiş yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olmaları gerekir. Taşınmazın tespit dışı bırakıldığı tarih olan 1958 yılından sonra dava tarihine göre 20-25 yıl öncesine ait (1980-1985 yılları arası) 1/20000 veya 1/25000 ölçekli stereoskopik hava fotoğraflarının bulundukları yerden getirtilerek bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi halinde sağlıklı bir yargıya ulaşılabilir. Ayrıca, stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiği taktirde arazi üç boyutlu olarak görülebilecek, taşınmazın sınırları belirlenebilecek ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespiti yapılabilecektir. Diğer yandan HUMK.nun 366. maddesi hükmü göz önünde tutularak dava konusu yer ve çevresinin resimlerinin çektirilip mahkeme hakimi tarafından onaylandıktan sonra dosya arasına konulması, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekir.
Bundan ayrı, uyuşmazlık konusu taşınmaza komşu 1937, 1939, 1940 ve 2274 parsellere ilişkin tescile esas kayıtlar ve varsa mahkeme kararları ile batı yöndeki taşınmaza ilişkin Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/3 Esas sayılı dava dosyası getirtilip uygulanan kaydın bulunması durumunda yapılacak keşifte yerel ve teknik bilirkişilere araziye uygulatılarak denetimin sağlanması bakımından krokiye işaretlettirilmemiş olması ve 16.5.2008 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi tescile konu taşınmazın içinden yol geçtiğini bildirmesine rağmen bu husus üzerinde de durulmaması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, yargılamanın devamı sırasında ölen davacı İ. C.'un mirasçıları davaya katılıp mirasçılar hakkında hüküm kurulmasına rağmen karar başlığında mirasçılar yerine davacının gösterilmesi usul hükümlerine aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 625 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazineye verilmesine, 09.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy