(818 S. K. m. 62) (4721 S. K. m. 202, 218, 219, 220, 223, 225, 226) (4787 S. K. m. 4)
Dava: Davacı-karşı davalı İ.Ş.U ile davalı-karşı davacı Y.K.U. aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak davasının kısmen reddine ve kısmen de mahkemenin görevsiz olduğuna dair Ankara 6. Aile Mahkemesinden verilen 28.10.2008 gün ve 530-1139 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı-karşı davalı İ.Ş.U vekili, 06.09.2004 tarihli boşanma davası dilekçesiyle birlikte açtığı alacak davasında; eşyaların bedeli (4.106 TL), balayı giderleri (2.700 TL), maaşından eşine verdiği ödünç para (6.600 TL), düğün giderleri (15.000 TL), yemek odası takımı bedeli (4.500 TL), yemek takımı sandalyeleri (1.500 TL), gelinlik karşılığı (1.300 TL), arabanın alımı nedeniyle vekil edeninin babası tarafından verilen (10.000 TL) ile vekil edenine ait olup yine arabanın alımına harcanan ziynet eşyalarının satılmasıyla elde edilen (12.500 TL) olmak üzere toplam 51.700 TL alacağın yasal faiziyle birlikte davalı Y.K.U. dan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Y.K.U. vekili, boşanma ve alacak davası için verdiği cevap dilekçesinde; beyaz eşyaların bedelinin, balayı giderlerinin, ev eşyalarıyla düğün giderlerinin, araç bedelinin vekil edeni ile ailesi tarafından karşılandığını, davacıdan ödünç para alınmadığını, yemek odası takımı bedeli (3.500 TL) ile gelinlik bedeli (2.075 TL)nin vekil edeni tarafından banka aracılığıyla davacıya gönderildiğini, sözü edilen eşyaların bu parayla alındığını açıklayarak davanın reddine, ziynet eşyalarına, davacıya yapılan ödemelere ve mal rejimine ilişkin tüm isteklerinin saklı tutulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı Y.K.U. vekili bağımsız olarak 02.03.2007 tarihinde 2007/225 Esas ile Ankara 2.Aile Mahkemesinde açtığı ve daha sonra 2005/530 Esas sayılı eldeki dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilen dava ile
evlilik öncesi ve sonrası yapılan tüm harcamalar, nikah/düğün töreninde vekil edenine takılan ziynet eşyaları ve hediyeler, balayı giderleri vesair tüm harcamalar için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000 TLnin boşanma davasının açıldığı tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte davacı-karşı davalı İden tahsiline karar verilmesini
istemiştir.
Davacı-karşı davalı İ.Ş.U vekili, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; 1- Asıl dava yönünden;
a)
masa, büfe, dressuar, orta sehpa, yan sehpa, zigon sehpa, TV ünitesi, ayna ve vitrinin davacı İ.Ş.nin kişisel malı olduğu, ancak ayrılmalarından sonra bu eşyalarını aldığı tanık beyanlarından anlaşıldığı, anılan eşyaların alımına ilişkin fatura ve ödeme belgelerinin H.Ş. adına düzenlendiği, bedellerin H. tarafından ödendiği ve bu kişi tarafından açılmış bir dava bulunmadığı, evlilik öncesi alınan Bosch marka elektrik süpürgesi, buzdolabı, fırın, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi, yatak odası takımı, TV grubu, koltuk takımı ve perdeler sunulan faturalara göre Y.K.U.nun kişisel malı olduğu anlaşıldığından davacı İ.nin bu eşyalara ilişkin isteğinin reddine,
b) Düğün ve balayı giderleri için istediği alacağın BK.62.maddesi gereğince ahlaki bir görevin ifası nedeniyle verilmiş olduğundan ve talep edilemeyeceğinden reddine,
c ) Davacı İnin havale yoluyla davalı eşine gönderdiği para BK.306.maddesine, aracın alımı sırasında davalı eşine verdiği 22.500 TL'nin ise BK.360.maddesine uygun ödünç niteliğinde olup, bu isteklerin incelenmesi ve değerlendirilmesi görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla bu istekler yönünden dosyanın tefriki ile mahkemenin görevsizliğine,
2- Birleşen dava dosyası yönünden;
a) Davalı-karşı davacı Y.K.U. nun istediği balayı giderlerine ilişkin alacak BK.62.maddesi gereğince ahlaki bir vazifenin ifası için verildiğinden ve bu nedenle geri istenemeyeceğinden reddine,
b) Düğünde takılan ziynet eşyaları karine olarak kadına ait olup, aksi yönde herhangi bir delil sunulmamış olması nedeniyle davacı İ. Ş.ye ait olduğu kabul edilerek bu sebeple reddine,
c) Evlilik öncesi ve sonrası davacı İ. Ş.ye yapılan havaleler ödünç niteliğinde olması nedeniyle davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan davalı-karşı davacı Y.K.U.nun bu isteği yönünden dosyanın tefrikine, mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi üzerine; hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK.nun 218,219,220,223 ve 226.maddeleri gereğince değerlendirilmek üzere açılan eşya bedeli ve davacı kadına bağışlanan ziynet eşyalarının bedelleri ile TMK.nun 227.maddesi uyarınca kişisel maldan (davacı İ.nin sattığı ziynet eşyaları bedeli ve babasından aldığı para) edinilmiş mala yapılan katkı nedeniyle istenen değer artış payı ve tarafların birbirlerine havale ettikleri para alacağı (tazminat) isteklerine ilişkindir.
Her davada, maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ve kanun maddesini tayin etmek ise hakime aittir (HUMK. m. 74, 75, 76). Yine TMK.6 ve 222.maddeleri gereğince herkes iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.
Dava için yapılan hukuki nitelendirmede yer alan tüm dava çeşitleri boşanmanın eki niteliğinde davalar olmadığından değer artış payı alacağına ilişkin dava dışında diğer davaların her zaman mal rejiminin sona ermesinden önce ya da sonra açılmaları mümkündür. Yani mal rejiminin sona ermesi bu davalar için bir ön koşul oluşturmamaktadır. Değer artış payına ilişkin dava ve istek ise ancak boşanma kararının kesinleşmesinden sonra açılabilir.
Edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar (TMK.m.218). Öte yandan her eş, yasal sınırlar içinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir (TMK.m.223/1). Her eş diğer eşte bulunan mallarını geri alır (TMK.m.226/1).
Yani yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde her eş diğer eşin zilyetliğinde bulunan mallarını aynen ya da parasal karşılıklarını geri isteyebilir.
Yargıtayın yerleşik uygulamasına, örf ve adete, ülke gerçekleri ile yöresel geleneklere göre evlenme sebebiyle gerek ailelerce ve gerekse yakınlarınca kadına geleceğinin güvencesi olarak takılan ziynet eşyaları (altın vs.) emaneten (geçici olarak) takıldığı konusunda kadının bir kabulü olmadığı sürece düğünde davacı kadına bağışlanmış sayılır. Aynı biçimde düğünde erkeğe takılan fakat daha sonra koca tarafından eşine (kadına) verilen ziynet eşyaları için de kadının herhangi bir biçimde kabulü söz konusu olmadıkça ve aksi de kanıtlanmadıkça kocanın bu eşyaları eşine bağışladığı kabul edilir. BK.244 ve devamı maddeleri gereğince bağıştan dönme konusunda bir iddia ileri sürülmediğine ve bu konuda açılmış bir dava da olmadığına, yine reddine karar verilen faturalı ve belgeli eşyaların Y.K.U. un kişisel malı olduğunun anlaşılmasına, aksi de davacı-karşı davalı tarafından kanıtlanmadığına göre davalı-karşı davacı Y.K.U. vekilinin ziynet eşyalarına, davacı-karşı davalı İ.Ş. vekilinin anılan eşyalara (Bosch marka elektrik süpürgesi, buzdolabı, çamaşır makinesi, fırın, bulaşık makinesine) yönelik temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddiyle bu isteklere ilişkin hüküm fıkralarının açıklanan nedenlerle ONANMASINA,
Taraf vekillerinin diğer temyiz isteklerine gelince; taraflar 06.09.2003 tarihinde evlenmişler, 06.09.2004 tarihinde Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 13.11.2006 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır.
TMK.225/2 maddesi gereğince, evlenme tarihinden itibaren taraflar arasında geçerli olan yasal edinilmiş mallara katılma rejimi; evlilik boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erdiğinden boşanma davasının açıldığı 06.09.2004 tarihinde sona ermiş sayılır. Dosyadaki bilgilere göre davacı kadın 10.01.2004 tarihinde ortak konutu terk etmiştir. Eşler yasal edinilmiş mallara katılma rejimi dışında başka bir mal rejimini de seçmemişlerdir (TMK.m.202/2).
Davacı kadın, ziynetlerini bozdurup elde ettiği 12.500 TL ile babasından aldığı 10.000 TL olmak üzere toplam 22.500 TLyi aracın alınması için davalı-karşı davacı eşine verdiğini ileri sürdüğüne göre bu yöndeki isteği kişisel maldan edinilmiş mala yaptığı katkı nedeniyle doğan değer artış payına ilişkindir (TMK.m.227).
Davacı İye ait altınlar ve babasından aldığı para, TMK.220/2 bendi gereğince onun kişisel malı olup, bozdurulan altın parası ise, aynı maddenin 4.bendi uyarınca kişisel malların yerine geçen değer olarak kabul edilmelidir.
Öte yandan; tarafların karşılıklı olarak gerek evlenmeden önce ve gerekse evlenmeden sonra birbirlerine havale ettikleri ödünç paraların evliliğin kurulması niyetiyle ve evlilik sırasında TMK. 219/1 bendi gereğince çalışmalarının karşılığı olan edinimler olarak kabulü gerekmektedir. Yani edinilmiş mal sayılır. Şu halde; gerek değer artış payı alacağı ve gerekse genel hükümlere ilişkin istenen para alacakları konusunda Aile Mahkemeleri görevli olduğu halde yazılı gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi yerinde değildir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesinde; 4721 sayılı TMK.nun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere TMK.nun 118-395 ve 5133 sayılı Kanunun 2-3.maddelerinden kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür. Bu nedenle, davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken vurgulanan istekler bakımından dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi doğru değildir.
Mahkemece, davacı İ.Ş.nin kişisel eşyası olduğu ancak, fatura ve ödeme belgelerine göre karşılıkları davacının babası H.Ş. tarafından ödenen fakat H. tarafından açılan bir dava bulunmaması nedeniyle reddine karar verilen masa, büfe, dressuar, orta sehpa, yan sehpa, zigon sehpa, TV ünitesi, ayna ve vitrin gibi eşyaların davacı İnin istediği eşyalar arasında yer almadığı (06.09.2004 tarihli boşanma ve alacak isteğine ilişkin dava dilekçesine göre), yine davacı -karşı davalı İ.Şnin istekleri arasında yer almayan ancak Y.K.U. un kişisel malı olduğu gerekçesiyle reddedildiği anlaşılan yatak odası takımı, TV grubu, koltuk takımı ve perdeler içinde bir istek bulunmadığı halde, istek dışına çıkılarak hüküm kurulmuş bulunması HUMK.74.maddesine aykırıdır.
Ayrıca, tarafların istediği balayı ve düğün giderlerinin BK.62.maddesi gereğince ahlaki bir görevin ifası niteliğinde olduğu, bu nedenle geri istenemeyeceği gerekçesiyle bu istekler yönünden de davanın reddine karar verilmişse de, bu tür masrafların istenmesini engelleyen hiçbir kanun hükmü de bulunmamaktadır. O halde yemin delili de dahil olmak üzere tarafların dayandığı tüm deliller birlikte değerlendirilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı ve yasal olmayan gerekçeyle hüküm kurulmuş bulunması doğru görülmemiştir.
Ayrıca, hüküm açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde yazılmalıdır. Eşyaların ve isteklerin çok çeşitliliği gözetildiğinde, hangi eşyaya ilişkin isteğin reddine karar verildiği, hangisi hakkında hüküm kurulmadığı konusunda güçlük çekilmektedir. HUMK.nun 381 ve 388.maddelerinde; hükmün ne biçimde kurulacağı ve bir hükümde nelerin bulunacağı tek tek bentler halinde açıklanmıştır. Bu bakımdan hüküm kurulurken anılan maddelerin kapsamlarının göz önünde tutulması ve tüm isteklerin, hak ve yükümlülüklerin ayrı ayrı bentler halinde kararda belirtilmesi zorunludur.
Bu nedenle HUMK.nun 213.maddesi gereğince kapalı istekler konusunun taraf vekillerinden sorularak açıklığa kavuşturulması, gelinlik, tıraş makinesi ve damatlık gibi benzeri eşyaların niteliği ve özelliği itibariyle münhasıran ait olduğu kişi tarafından kullanılan eşyalar olması nedeniyle bir eşin diğerine bağışladığı varsayılır. Bu ilke kadın-koca ayrımı yapılmaksızın açıklanan özel nitelikli tüm eşyalar için geçerli olup hüküm kurulurken göz önünde tutulmalıdır.
Sonuç: Davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekilinin onanan kısımlar dışında kalan tüm temyiz isteklerinin açıklanan nedenlerle kabulüyle yerel mahkeme hükmünün HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 15,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 15,60'şar TL harcın temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 17.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy