(818 S. K. m. 213, 397) (4721 S. K. m. 2, 677, 706) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Davacı-karşı davalılar H.T. ve müşterekleri ile davalı-karşı davacı H. İ. mirasçıları; H. N. İ. (A.) ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali tescil ve senet iptali davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Gölbaşı/Ankara Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.07.2008 gün ve 27/437 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davalılardan H. N. İ. (A.) vasisi vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.07.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden H. N. İ.(A.) vasisi vekili Avukat H. M. K. geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar Metni:
Davacı-karşı davalılar H. T. ve arkadaşları vekili, dava konusu 28, 230, 231, 726, 727, 731, 734, 735, 736, 737, 738, 340, 390, 303, 304, 393, 408, 630 ve 778 nolu parsellerin ortak kök miras bırakan A. T.'dan kaldığını, davalı H. İ. 'nun kendi miras payını Ankara 8. Noterliği'nde düzenlenen 8.4.1972 gün 12125 yevmiye nolu senetle vekil edenlerinin yakın miras bırakanı M. T.'na sattığını, satın alma tarihinden itibaren miras bırakanlarının ve davacıların zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek davalının tapu paylarının iptaliyle vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılamanın ilerleyen aşamasında bir kısım parseller hakkındaki davalarından feragat ettiklerini bildirmiştir.
Davalı-karşı davacı H. İ. vekili, satış senedinin yasal koşulları taşımadığını, vekil edeninin aldatıldığını, okuma yazma bilmediğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmesini savunmuş, birleşen dava ile de söz konusu satış senedinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalının yargılama sırasında ölümü ile davaya katılan mirasçıları H. N. İ. ve arkadaşları vekili, aynı doğrultuda savunma ve iddiada bulunmuştur.
Mahkemece 28, 230, 231, 726, 727, 731, 734, 735, 736, 737, 738 ve 340 nolu Parseller hakkındaki davanın feragat nedeniyle, 390 sayılı parsel hakkındaki davanın ortak kök miras bırakan A. T.'ndan gelmemiş olması nedeniyle reddine, 303, 304, 393, 408, 630 ve 778 nolu parseller hakkındaki davanın ise kabulüne karar verilmesi üzerine, hükmün kabule ilişkin bölümü davalılardan H. N. İ. (A.) vasisi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyize konu kararın davalı H. N.'ın önceki vekiline tebliğ edildiği tarihte medeni haklarını kullanma ehliyetini yitirmiş olup kısıtlılığına karar verilerek kendisine vasi atandığına göre BK'nun 397/1. maddesi uyarınca, vekalet görevi kendiliğinden sona erdiğinden karar tebliği geçerli değildir. Yetkili mahkemeden vasiye husumet izni alındıktan sonra atanan yeni vekil aracılığıyla hüküm öğrenildiği tarih itibarıyla süresinde temyiz edildiğinden esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
Dava, tapu payının tapu dışı yolla satışına dayanılarak iptali ile tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak TMK.nun 706, BK.nun 213 ve Tapu Kanunu'nun 26. maddeleri uyarınca, tapulu taşınmazın satışı tapu sicil memuru huzurunda resmi şekilde yapılmalıdır. Bu durum geçerlilik şartıdır. Ne var ki; bunun dışında da bazı ayrık durumlarda tapu dışı satışlara hukuki değer verilmektedir.
Somut olayda; davalı H. Ankara 8. Noterliğinde düzenlenen tarih ve sayısı yukarıda belirtilen Sözleşmeyle tapu payını davacıların yakın miras bırakanları M. T.'na 50.000 TL'ye satmıştır. Satış tarihi itibariyle tapular miras malı olmaktan çıkıp paylı mülkiyet esasına göre davalı Hanife ve arkadaşları adına kayıtlı olduğundan TMK.nun 677. maddesinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Dayanak senedin başlığı ibraname ise de, içeriğine göre, tapu paylarının satışı ile sonraki tarihlerde tapu intikallerinin yapılması amaçlanmaktadır. Başka bir anlatımla, noterde düzenlenen daha güçlü nitelikteki satış sözleşmesinin satış vaadi olarak değerlendirilerek hukuken geçerli bulunmasında isabetsizlik görülmemiştir. Her ne kadar, davalı vekili süresinde on yıllık zamanaşımı defin de bulunmuşsa da, taraf tanıklarının anlatımlarına göre, taşınmazların zilyetliği alıcıya devredildiğinden TMK.nun 2. maddesi karşısında zamanaşımı defi iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığından dinlenemez.
Sonuç: Davalı-karşı davacı H. N. İ. (A.) vasisi vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde görülmediğinden reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına ve aşağıda dökümü yazılı 2.155, 70 TL peşin harcın onama harana mahsubu ile kalan 6, 12 TL'nin temyiz edenden alınmasına 14.07.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy