(4721 S. K. m. 174, 175, 182) (743 S. K. m. 152)
Dava: A.U. ile M.E. aralarındaki katkı payı ve katılma alacağı davasının kabulüne dair Salihli 2. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 13.06.2008 gün ve 376/355 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 29.09.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili ve karşı taraftan davacı vekili geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı A. U. vekili, evlilik birliği içinde alınan 2518 ada 3 parselde bulunan 10 numaralı bağımsız bölüm için katkı payı alacağı, 45 L.. .. plakalı araç için ise katılma alacağı isteğinde bulunmuştur.
Davalı M. E. vekili, davacının taşınmaz ve araca katkısının bulunmadığını, boşanma dava dosyasına sunulan 12.7.2007 tarihli protokolün 4. maddesine göre taraflar arasında anlaşmaya varıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile taşınmaz için 21.000 TL.nin dava tarihinden, 9.000 TL nin ıslah tarihinden itibaren, araç için ise 4.000 TL.nin dava tarihinden, 2.375 TL.nin ıslah tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar ilk kez 6.2.1988 tarihinde evlenip 1.11.1990 tarihinde boşanmışlar, ikinci kez 22.11.1990 tarihinde evlenip 17.12.1998 tarihinde boşanmışlar, son olarak da 24.5.2002 tarihinde evlenip 12.7.2004 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 13.7.2004 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Başka mal rejimini seçmediklerinden önceki evlilikleri mal ayrılığı rejimine, son evlilikleri ile yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabidir. Dava konusu 2518 ada 3 parseldeki 10 numaralı bağımsız bölüm kooperatif yoluyla edinilerek ferdileşme denilmek suretiyle 29.8.2001 tarihinde davalı adına tescil edilmiş, 45 L...plakalı araç ise edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 13.3.2003 tarihinde alınarak davalı adına tescil edilmiştir. Taşınmaz 743 sayılı TKMnin yürürlük zamanında edinildiğinden buna ilişkin uyuşmazlık Borçlar Kanununun genel hükümlerine göre, araç ise 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girmesinden sonra edinildiğinden anılan kanun uyarınca çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Araç, az yukarıda da açıklandığı gibi edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde alındığından ve davalı koca kişisel malları ile edindiğini yada katkıda bulunduğunu kanıtlayamadığından yarı payında davacının hakkının bulunduğuna hükmedilmesi doğrudur.
Mal ayrılığı döneminde edinilen taşınmaza gelince; taraflar öğretmen olup gelirleri birbirine yakındır. Her ne kadar taşınmaz tarafların ikinci boşanmalarından sonra ancak son evlenme tarihinden önce, yani tarafların evli olmadıkları dönemde davalı adına tescil edilmişse de dosya içeriğine, kooperatif aidat ödeme makbuzlarına ve bilirkişi raporuna göre bedeli 1989 ila 1998 yılları arasında tarafların evli oldukları dönemde ödenerek edinildiği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Bundan ayrı; boşanma davasında düzenlenen 12.7.2007 tarihli protokolün 4. maddesinde davacı ...nafaka ve tazminat talebim yoktur, eşyalarımızı ayırdık, bu konuda bir talebim yoktur... şeklinde açıklamada bulunmuşsa da bu ifade, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.5.2009 gün 2009/2-158 esas 2009/217 karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi boşanmanın mali sonuçları üzerindeki anlaşma olup, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 174.maddesinde düzenlenen boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat, 175.maddesinde düzenlenen yoksulluk ve 182.maddesinde düzenlenen iştirak nafakası talep haklarına ilişkindir. Bu anlaşma ile tarafların aralarındaki mal rejimini tasfiye ettikleri kabul edilemez.
Her ne kadar mahkemece kısa ve gerekçeli kararda kısmen kabul denilmiş ancak isteğin tamamına hükmedilmişse de bu usuli hata esasa ilişkin olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, 743 sayılı TKM.nin yürürlük zamanında edinilen taşınmaz yönünden anılan kanunun 152. maddesi uyarınca davalı kocanın aileyi geçindirme yükümlülüğünün de gözönünde tutulmuş bulunmasına göre mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan mahkeme hükmünün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 625 TL. avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 491,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1.473,25 TLnin temyiz eden davalıdan alınmasına, 29.09.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy