(3402 S. K. m. 12)
Dava: Selman ile Cuma ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Reyhanlı Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 10.09.2008 gün ve 415/402 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi bir kısım davalılar Cuma ve müşterekleri vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu taşınmazın davalılar ile vekil edeninin ortak miras bırakanı Süleyman'dan kaldığını, Süleyman'ın ölümünden sonra davalıların yakın miras bırakanı Döne'nin miras payını 15.03.1979 günlü senetle vekil edenine satarak devrettiğini belirterek 104 ada 2 parselde davalıların miras bırakanı Döne adına kayıtlı bulunan paya ilişkin tapu kaydının iptali ile bu payın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ise davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmazın 06.08.1991 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında davalıların miras bırakanı Döne adına paylı mülkiyet hükümleri uyarınca tespit edildiği ve bu tespitin 02.06.1992 tarihinde kesinleşmesi sonucunda davaya konu olan kaydın oluştuğu dosya arasında bulunan kadastro tutanağı ve tapu kaydından anlaşılmaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların miras bırakanı Döne'ye ait miras hissesinin 1979 yılında vekil edeni tarafından satın alındığını bildirdiğine göre kadastrodan önceki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi hükmüne göre, tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırmalara ve tespitlere, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. İncelenmekte olan bu dava ise, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmasından sonra 03.10.2005 tarihinde açılmıştır. Anılan maddedeki 10 yıllık hak düşürücü süre olumsuz dava koşulu olup, tüm defi ve itirazlardan önce nazara alınır. Tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken olumsuz dava koşulu olan bu yön göz ardı edilerek işin esasına girilip davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 129,00. TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 17.09.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy