(1086 S. K. m. 84, 428) (818 S. K. m. 125) (743 S. K. m. 152)
Dava ve Karar: B. Y. ile C. Y. aralarındaki katkı payı alacağı ve katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair İzmir 10. Aile Mahkemesinden verilen 21.04.2009 gün ve 745/311 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15.12.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Avukat Serkan Ardıç geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacı B. Y. vekili, evlilik birliği içinde satın alınarak davalı koca adına tescil edilen 13870 ada 2 parseldeki 6 numaralı daire için katkı payı alacağı, 35 SU 332 plakalı araç için ise katılma alacağı isteğinde bulunmuştur.
Davalı C. Y. vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile taşınmaz için 56.805 TL katkı payı alacağı, otomobil için 5.800 TL katılma alacağının dava tarihinden itibaren işletilen faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre usul ve kanuna uygun bulunan hükmün otomobile ilişkin bölümünün ONANMASINA,
Davalı vekilinin 13870 ada 2 parseldeki 6 numaralı bağımsız bölüme ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davacı vekili söz konusu taşınmaz için 19.200 TL alacak isteğinde bulunmuşsa da 19.3.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle taşınmaza ilişkin alacak miktarını 64.050 TL ye çıkardığını bildirmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesiyle ıslah ile artırılan miktara karşı zamanaşımı definde bulunmuştur. HUMK. nun 84. maddesine göre, dava sonuçlanıncaya kadar eldeki dava kapsamında ıslah yapılabileceğinden davacı tarafından yapılan ıslah yeni bir alacak davası olarak düşünülemez. Aynı dava kapsamındaki dava olarak değerlendirilmesi gerektiğinden ve asıl dava süresinde açıldıktan sonra ıslah ile artırılan miktar için zamanaşımının geçtiği düşünülemez. Kaldı ki; dava konusu daire 743 sayılı Medeni Kanun zamanında satın alındığından uyuşmazlığın Borçlar Kanununun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekir. Borçlar Kanununun 125. maddesine göre bu tür davalarda 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörüldüğünden zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir.
Mahkemece, edinme tarihine kadar olan davacının toplam geliri, taşınmazın edinme tarihindeki değerine bölünerek katkı oranı belirlenmiş, bulunan bu oran taşınmazın dava tarihindeki değeri ile çarpılarak katkı payı alacak miktarı belirlenmiştir. Bu yolla yapılan katkı payı alacağı hesaplanması, davalının geliri gözardı edildiğinden hakkaniyete uygun olmamıştır.
Dosya içeriğine göre, taraflar 19.06.1999 tarihinde evlenmiş, 29.12.2006 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 17.7.2007 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden, eşler arasında 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Dava konusu taşınmaz, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 13.12.2001 tarihinde satın alındığından az yukarıda da açıklandığı gibi uyuşmazlık Borçlar Kanununun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulmalıdır. Bu açıklamalar ışığında, edinme tarihine kadar her iki tarafın tüm gelirleri toplanmalı, kişisel harcamaları ile 743 sayılı TKM. nin 152. maddesi uyarınca davalı kocanın aileyi geçindirme yükümlülüğü de göz önünde bulundurularak yapabilecekleri tasarruf miktarları ayrı ayrı bulunmalı, sonra davacı kadının tasarruf miktarının toplam tasarruf miktarındaki oranı saptanmalı, bundan sonra da taşınmazın dava tarihindeki değeri ile bu oran çarpılarak davacının katkı payı alacağının belirlenmesi yoluna gidilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de, faizin hüküm altına alınan 19.200 TL için dava tarihinden, 37.605 TL için ise ıslah tarihinden itibaren işletilmesi gerekirken alacak miktarının tamamı için dava tarihinden başlatılması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görülen davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün taşınmaza ilişkin bölümünün usul ve kanuna aykırı olması nedeniyle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 609,50 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy