(1086 S. K. m. 297)
Dava: Ş. Ç. ile A. N. K. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kaş Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.11.1991 gün ve 16/313 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan H. H. K. vekili ile A. N. K. vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.06.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılar vekili Avukat M. Ç. geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı Ş. Ç. vekili, miras payını satın almaya dayanarak miras bırakan adına kayıtlı dava konusu 494 nolu parselin tapu kaydının iptaliyle vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan kendi adına asaleten küçük H. H. K. adına velayeten davalı A. N. K., davanın reddini savunmuş, davalılar Ü. S. ve Z. Ö. davayı kabul ettiklerini bildirmişler, diğer davalılar savunma yapmamışlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalılardan H. H. K. vekili ile A. N. K. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu 494 nolu parsel, 5.12.1969 tarihinde kadastro yoluyla ortak miras bırakan O. Ç. adına tescil edilmiştir. Mirasçılık belgesine göre O. Ç. 20.7.1973 tarihinde ölmüş, eldeki davanın taraflarını mirasçı bırakmıştır. Davacı yanın dayanağı 1 2.2.1 977 tarihli adi nitelikli senette, davalılar A. N. ve H. H. K.'ın yakın miras bırakanları annesi F. K., kök miras bırakan O.'dan kalan miras payını davacıya sattığını bildirmiş, senedin altına parmak basmıştır. HUMK'nun 297. maddesi hükmüne göre, bu tür senetlerin geçerli olması için muhtar ile birlikte ihtiyar kurulu üyeleri ve iki tanık tarafından onaylanması gerekmektedir. Somut olayda muhtar ve ihtiyar kurulunun onayı bulunmadığından anılan kanun maddesi uyarınca senet geçersizdir. Söz konusu senede dayanarak açılan tapu iptali ve tescil davasının bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabul üne karar verilmesi doğru değildir.
Her ne kadar görülmekte olan dava 18.1.1988 tarihinde açılmış, 12.11.1991 tarihinde karar verilmiş ve aradan 17 yıl geçtikten sonra 15 günlük sürede 23.9.2008 tarihinde temyiz edilmişse de 11.2.1959 gün 1958/10 E. 1959/12 K, 9.3.1955 gün 1954/27 E. 1955/3 K ve 27.3.1957 gün 1956/12 E. 1957/2 K sayılı YİBK kararları uyarınca taşınmazlara ilişkin ilamlara hak düşürücü süre uygulanamayacağından davanın esası incelenerek yukarıdaki gibi karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçeler nedeniyle, davalılar A. N. K. vekili ile H. H. K. vekilinin yerinde görülen temyiz itirazları kabul edilerek mahkeme hükmünün temyiz eden davalılara ilişkin bölümünün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 625 TL Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalılar A. N. K. ve H. H. K.'a verilmesine ve 14, 00 TL peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 02.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy