MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
... ve ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Çerkeş Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 20.05.2009 gün ve 692/180 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan ... tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, dava konusu 163 ada 12, 144 ada 106, 108 ve 102 ada 33 parsel sayılı taşınmazların kök muris ... 'ya ait olduğu halde sadece davalıların murisi olan ...'nın oğlu ... adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak tapu kayıtlarının iptali ile muris ... mirasçıları adına tescilini talep etmiştir.
Davalı ..., kendi adına asaleten, diğer davalı küçük çoçukları adına velayeten vermiş olduğu cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazların değerinin dava dilekçesinde belirtilen değerin üstünde olduğunu, aynı taşınmazlar hakkında Çerkeş Asliye Hukuk Mahkemesinde 2006/346 esas sayılı dosyanın olduğunu ve ayrıca dava konusu taşınmazların muris Mehmet tarafından 1997 tarihinde eşi ...'ya bağışlandığını ileri sürerek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme gerekçesinde; görev itirazının taşınmazların köyde olması, arsa ve tarla niteliğinde olmaları nedeniyle dava dilekçesinde gösterilen 5.000,00 TL'nın yerinde olduğu kabul edilerek görev hususunda şüpheye düşülmediğini, bu nedenle görevli olduğu sonucuna varıldığını açıklamıştır. Mahalinde yapılan keşif sırasında ise taşınmazların değeri üzerinde durulmamıştır.
Dava konusu dört parça taşınmazın dava dilekçesinde açıklandığı gibi 5.000,00 TL'nın değerinde olduğu günün ekonomik koşulları karşısında kabul edilemez. Hakim davacının dava dilekçesinde gösterdiği değerle bağlı değildir. Zira, görev konusu kamu düzeniyle ilgili bir husustur. Uyuşmazlık konusu taşınmazların gerçek değerinin saptanması ve buna göre görev yönünün belirlenmesi hakimin kendiliğinden gözönünde bulundurması gereken hallerdendir. Bunun için, yerel bilirkişi ve gerekirse uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif mahallinde inceleme yapılması, taşınmazların toprak yapısı, sulanabilir olup olmadıkları, konumları, büyüklük ve verimlilikleri gibi özellikleri dikkate alınarak dava konusu taşınmazların gerçek değerinin saptanması ve ondan sonra görev hususunun belirlenmesi gerekir. Bu husus gözönünde tutulmaksızın işin esası hakında hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 54,50 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 27.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy