MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
... ile ... ve Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 05.11.2009 gün ve 145/494 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, imar çalışmaları sonucu 1063 ada 1 sayılı parselin idari yoldan ... adına tescil edildiğini, oysa taşınmazın 60 ile 70 yıldan beri vekil edeninin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, vekil edeninin babası tarafından imar ve ihya edildiğini, imar planının onaylandığı tarihten geriye doğru 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğunu açıklayarak Hazine adına tapuya kayıtlı bulunan 1063 ada 1 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... vekili ise husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, “imar mevzuatı uyarınca dava konusu taşınmazın Hazine adına tapuya tescil edildiğini, imar uygulaması ve işlemine karşı açılacak davalar bakımından idari yargının görevli olduğunu, bu nedenle mahkemenin görevsizliğine, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, idari yargı yerinin görevli olduğunun belirlenmesine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya gibi, hukuki sebeplere dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde; taşınmazın 60 ile 70 yıldan beri vekil edeninin babası tarafından kullanıldığını, ölümüyle vekil edenine geçtiğini, 30 – 40 yıldan bu yana vekil edeni tarafından tasarruf edildiğini ve imar planının onaylandığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolduğunu açıklamak suretiyle iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Görüldüğü gibi davacı vekili, kadastrodan önceki zilyetliğe ve kazandırıcı zamanaşımına dayanmıştır. Dava, 20.03.2009 tarihinde açılmıştır. Uyuşmazlık konusu 1063 ada 1 sayılı imar parselinin öncesi 1553 sayılı parseldir. 1553 sayılı parselin tapu kaydı ise 26.12.2008 tarihinde idari yoldan Hazine adına oluşmuştur. 2009 yılında imarın girmesi sonucu 1553 sayılı parsel 1063 ada 1 sayılı imar parselini almıştır. Davacı vekili kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayandığına ve uyuşmazlık mülkiyete ilişkin bulunduğuna göre, davanın adli yargıda görülmesi gerekir. Davacı dava dilekçesinde, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açmakla, 29.01.2009 tarihinde Hazine adına oluşan 1063 ada 1 sayılı parselin tesciline esas alınan idari işlemin iptalini değil, idari yoldan Hazine adına oluşan 1553 sayılı parselin tapu kaydının iptalini istemektedir. Taşınmazların aynına ilişkin olarak açılan tapu iptali ve tescil davaları İdari Yargıda görülemez. Bu nedenle iddia ve savunma çerçevesinde deliller toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Bundan ayrı, tapu iptali ve tescil davaları; kayıt malikine, kayıt maliki ölü ve mirascılarına yöneltilerek açılır. Kayıt maliki Hazine olduğuna göre dava doğru hasma yöneltilmiştir. Ne var ki, davalı ... kayıt maliki değildir. Bu bakımdan davada pasif husumet ehliyeti bulunmayan davalı belediyeye karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi düşünülmelidir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 24.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy