MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Eski hale getirme
...ve müşterekleri ile ... aralarındaki eski hale getirme davasının reddine dair ...Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 13.05.2010 gün ve 344/227 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılardan ... ve ... vekili ile diğer davacı ... taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu arsa nitelikli taşınmazın orman alanı içerisinde ve tapusuz olduğu, üzerine yapılan inşaatın da imara aykırı biçimde inşa edildiği anlaşılmaktadır. Açılan bu davada Hazine ve Orman İdaresi taraf değildir.
Devlet Ormanları TC. Anayasa’sının 169. maddesine göre, kamu malı niteliğinde olup, özel mülkiyete konu edilemez ve zamanaşımıyla iktisap edilemezler. Davacının zilyetliğe dayanarak böyle bir taşınmazda tescil davası açması veya Orman İdaresi aleyhine zilyetliğin korunması biçiminde dava açması düşünülemez. Ancak, Orman İdaresi dışında diğer mütecavizlere karşı zilyetlik hukukundan kaynaklanan zilyetliğin korunması veya temelinde zilyetlik olmakla birlikte özel hukuk hükümlerine tabi olarak açılan davalarda bu kuralın uygulanmasına yer bulunmamaktadır. Orman İdaresinin taraf olmadığı, herhangi bir iddiasının da bulunmadığı orman sayılan yerler üzerinde taraflar arasındaki zilyetlikten kaynaklanan ihtilafların incelenmesine engel teşkil edecek herhangi bir hukuki düzenleme bulunmamaktadır. Aksi görüşün kabulü halinde sonraki mütecavizin önceki zilyede karşı himayesi yolu benimsenmiş olur ki, böyle bir uygulama ve kabul tapusuz taşınmazlar bakımından üzerinde sürdürülen zilyetlik hukuki müessesesiyle sağlanmak istenen huzur ve güven ortamının tahammül edilemez derecede bozulmasına yol açar.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 9.10.1946 tarih 1946/6 esas, 1946/12 sayılı kararında aynen, “…MK. nun 896 (TMK. nun 983) madde uyarınca bir gayrimenkulde zilyetliği tecavüze uğrayan kimsenin bu hakkın korunması için açacağı davada; şeye malik olduğunu veya zilyetlik hakkını beyana lüzum olmadan sadece zilyetlik sıfatını ileri sürerek tecavüzü ispat etmesi yeter. Bu halde hakim yalnız davacının gerçekse zilyetlik halini tespit ederek tecavüzün önlenmesine karar verir. Bu karar zilyetlik konusunda kesin hüküm meydana getirmez. Zilyede mülkiyet hakkı vermez ve diğer tarafa mülkiyet iddiasıyla yetkili mercilerden başkaca dava açma hakkına dokunmaz..” denilmektedir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan hukuki düzenlemelere aykırı olarak üstün zilyetliğin kimde olduğu, taraflar hakka dayanıyorlarsa bu hakkın niteliği üzerinde durulmadan taşınmazın orman niteliğinde olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Yapılacak iş; taraflara delillerini bildirmeleri için süre vermek, delilleri toplayıp değerlendirmek, üstün hakkın kimde olduğunu tespit etmek ve sonucuna göre karar vermek olmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılardan ... ve Şefika Sağsöz vekillerinin ve davacılardan ...’in temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 25.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.