MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Refit Mumcu ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair İskilip Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 20.08.2010 gün ve 551/582 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı dava dilekçesinde; 236 ada 1 parselin babasından kaldığını, ölümünden sonra yapılan rızai taksim sonucu kendisine düştüğünü ancak kadastro çalışmaları sırasında ... adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak anılan parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 236 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal ve paylaşım hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu 236 ada 1 parsel belgesizden 10.11.2006 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve ileride tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olan yerlerden olması nedeniyle ve ham toprak niteliğiyle ... adına tespit edilmiş kadastro tutanağı 26.12.2006 tarihinde kesinleşmiştir. Yargılama tutanakları üzerinde yapılan incelemede tarafların delillerini sunmaları için mahkemece kendilerine süre ve imkan tanınmamış, tensip ara kararı ile ve Kaymakamlık aracılığıyla belirlenen yerel bilirkişi listesinde yer alan iki bilirkişi ile re’sen çağrılıp dinlenen kadastro tespit bilirkişilerin beyanlarına dayanılarak hüküm kurulmuştur. Zilyetlik maddi olaylardan olup 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14/1. fıkrası uyarınca yerel bilirkişi ve tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Hukuk davalarında hakim iddia ve savunmayla bağlı olup, onların göstermediği delil listesinde yer almayan kişilerin dinlenilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Bu bakımdan tespit bilirkişilerinin mahkemece kendiliğinden çağrılıp dinlenmesi yerinde bulunmamıştır. Öncelikle tarafların tanık ve delillerini liste halinde bildirmeleri için kendilerine süre ve imkan tanınması, ondan sonra belirlenen yerel bilirkişi listesinde yer alan kişiler ile taraf tanıklarının HUMK.nun 258. maddesi uyarınca davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, aynı Kanunun 259. maddesi uyarınca yerel bilirkişi ve tanıkların keşifte dinlenilmeleri, beyanlar arasında aykırılık bulunduğu taktirde aynı Kanunun 265. maddesi uyarınca aykırılığın giderilmesi, taşınmazın satış, bağış veya paylaşım sonucu davacıya düşüp düşmediğinin hususu üzerinde durulması, duruma göre TMK.nun 701 ve 702. maddeleri gözönünde bulundurulması, davacının babasına ait ölümlü nüfus aile kayıt tablosu getirtilerek dosya arasına konulması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Davalı ... temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy