(4721 S. K. m. 706) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26) (1512 S. K. m. 60, 89) (3402 S. K. m. 13)
Dava: Taraflar arasındaki davanın kabulüne dair hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı taraf temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı M. O. vekili, 86 parsel sayılı taşınmazı vekil edeninin davalıların miras bırakanı M. Ö.'ten 22.7.1988 tarihli haricen düzenlenmiş senetle satın ve zilyetliğini devraldığını, tapu malikinin ölmesi sebebiyle mirasçıları olan davalıların tapuda devre yanaşmadıklarını açıklayarak, davaya konu 86 numaralı parsele ait tapu kaydının iptaliyle vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı H. Ö. ve arkadaşları, hak düşürücü sürenin dolduğunu, davaya konu taşınmazın davacıya satılmadığını, murislerinin davacıya sadece vekalet verdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Davalılardan Ş. Ö., davaya konu taşınmazı babası M.'nın davacıya satıp parasını aldığını, kendisinin bu yerde bir hak ve ilgisinin bulunmadığını bildirmiştir.
Mahkemece; davalıların miras bırakanı M. Ö.'ün zilyetliğinde bulunan taşınmazını 22.7.1988 tarihli haricen düzenlenen senetle davacıya sattığını ve satış tarihinden itibaren de taşınmazın davacının zilyetliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve 86 parselin tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan H. Ö. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 86 numaralı parsele ait kadastro tutanağından; 11.7.1956 gün ve 62 numaralı tapu kaydı ile 18/96 payının M. Ö. adına; diğer payların ise T.Sani 1339 tarih 71-74 numaralı tapu kaydı ve tedavül kayıtlarıyla müşterekleri adına kayıtlı bulunduğu ve dava dışı 1, 2, 4, 5, 87 ve 95 parsellerle davaya konu 86 numaralı parseli bir bütün halinde kapsadığı, tapu maliklerinin 1950 yılında kendi aralarında yaptıkları harici taksim sonucunda 86 ve 95 parsellerin M. hissesine isabet ettiği anlaşılmakla bu yerin M. Ö. adına 10.2.1988 tarihinde, 4525 m2 yüzölçümünde ve Tarla niteliğinde tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Dava dosyası arasında bulunan Erfelek Kadastro Mahkemesi'nin 26.10.2001 tarih 1989/39 esas ve 2001/13 Sayılı karar suretine göre: Davacılar H. T. ve arkadaşları tarafından (3. şahıslar) davalılar E. Y. ve arkadaşları aleyhine 86 numaralı parselle birlikte diğer parseller hakkında kadastro tespitine itiraz edildiği, yapılan yargılama sonunda; kadastro tespiti sırasında uygulanan T. Sani 1339 tarih 71 numaralı tapu kaydının 1, 2, 3, 4, 5, 86 ve 87 parselleri kapsadığı, tapu kayıtları kapsamında bulunan davaya konu taşınmazların kadastro tespitinde yazılı kişiler tarafından ortak murislerince 80 yıl kadar önce taksiminin yapıldığı, bu taksime göre tespit maliklerinin ve ondan öncede mirasçılarının 80 yılın üzerinde fiili eklemeli zilyetliklerinin bulunduğu, davacıların taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve 86 numaralı parselin tespit gibi M. Ö. adına tesciline karar verildiği ve kararın temyiz edilmeden 22.12.2003 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Hasımsız mirasçılık belgesine göre; tapu maliki M. Ö. 27.4.1998 tarihinde ölmüş ve geriye mirasçı olarak davalıları bırakmış olup, ölüm tarihi itibariyle terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi bulunmaktadır.
Uyuşmazlık konusu parsel davacıya satışı tarihi itibariyle tapuda kayıtlı bulunduğuna göre; tapulu taşınmazların T.M.K.nun 706, B.K.nun 213, 2644 Sayılı Tapu Kanununun 26 ve Noterlik Kanununun 60 ve 89 uncu maddeleri gereğince satış ve devirleri resmi şekilde yapılmadıkça hukuki sonuç doğurmazlar. Yasal sınırlamalar hariç yapılan bu tür satışlar geçersiz bulunmaktadırlar. Öte yandan, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesinin uygulanabilmesi için, kadastro tespitinin yapıldığı tarihten geriye doğru en az on yıl önce davaya konu tapulu taşınmazın haricen satın alınmış bulunması ve harici satışın yapıldığı tarihle tespitin yapıldığı tarih arasında geçmesi gereken on yıllık süre içinde harici satışın da bozulmamış olması gerekir. Böyle bir satış söz konusu olmadığına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken uyuşmazlık konusu taşınmazın tapusuz bir taşınmaz gibi değerlendirilerek dosya kapsamına uymayan ve yukarda açıklanan ilke ve kurallara aykırı olarak davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: Davalı H. Ö. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün H.U.M.K.nun 428 inci maddesi gereğince Bozulmasına ve 17,15 TL peşin harcın istenmesi halinde temyiz eden davalıya iadesine, 27.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy