MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile Hazine ve dahili davalı ... Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 15.06.2010 gün ve 166/192 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları belirtilen kadastro çalışmalarında tespit harici bırakılan taşınmaz bölümünün adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... tüzelkişiliği temsilcisi, yargılama oturumuna katılmış, ancak, beyanda bulunmamıştır.
Mahkemece, davacı yararına kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, teknik bilirkişinin 29.4.2010 tarihli rapor ve krokisinde gösterilen 6466,39 m2 taşınmaz bölümünün davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelere göre, tescil konusu taşınmazın bulunduğu köyde ilk olarak baraj inşaatı nedeniyle istimlak sınırının belirlenmesi amacına yönelik kısmi kadastro çalışmaları 1991 yılında yapılmış; bilahare kalan kısımlar yönünden 8.11.2005 tarihinde yapılan kadastro tespit çalışmaları ile kadastro tutanakları düzenlenmiştir. Nizalı taşınmaz bölümünün kısmi kadastro çalışmalarına konu edilmediği gibi, bilahare yapılan kadastro çalışmalarında da tespit harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir yerin kazanılabilmesi için taşınmazın nitelik itibariyle kazanıma elverişli yerlerden olması ve zilyetlik koşullarının gerçekleşmiş bulunması gerektiği gibi tespit dışı bırakıldığı tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması da gerekir. Somut olayda, dava konusu yer, 8.11.2005 tarihinde tespit dışı bırakılmıştır. Eldeki dava ise 29.7.2008 tarihinde açılmıştır. Dairemizin ve HGK.nun yerleşmiş uygulamalarına göre kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan yerlere ilişkin olarak tespit dışı bırakılma tarihinden itibaren makul süre içerisinde açılmış olan davalarda, tespit dışı bırakıldığı tarihten geriye doğru kazanmayı sağlayan sürenin nazara alınması gerekmektedir. Somut olayda, dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakılma tarihinden 2 yıl 8 ay sonra 29.7.2008 tarihinde açılmış bulunan davanın makul süre içinde açıldığından söz edilemez. Nizalı taşınmazın bir an için 1991 yılında yapılan kısmi kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakıldığı düşünülse dahi, bu tarihten dava tarihine kadar da zilyetlikle kazanma süresi dolmamıştır. Her iki halde de, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 16.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy