MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile Hazine, ... aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Şarkışla Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21.07.2010 gün ve 111/321 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, babadan intikal eden üzerinde ev, ahır ve samanlık bulunan taşınmazların kadastro tespitleri sonucunda 178 ada 5 ve 176 ada 1 parsel olarak kendisi ve diğer hissedarlar adına tespit ve tapuya tescil edildiğini ancak 20 Mayıs caddesine bakan yaklaşık 250 m2'lik yerin tespit harici bırakıldığını bildirerek muris ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi 21.07.2010 tarihli yargılama oturumunda davanın reddini savunmuştur. Davalı ... cevap vermemiş ve yargılama oturumlarına da iştirak etmemiştir.
Mahkemece, kazanma şartlarının gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro çalışmaları sırasında kadastro dışı bırakılan taşınmazın Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17 maddesi hükümleri uyarınca tescili isteğine ilişkindir. Kadastro dışı bırakma işleminde, taşınmazın geometrik durumu belirlenmediğinden bir tespit işlemi değilse de görevlilerce bir yerin tescile tabi olmadığı saptanarak hukuksal durum belirlenmiş olduğundan yapılan bu işlem, bir kadastro işlemidir. Yargıtay’ın kararlılık kazanan uygulamalarına göre; tespit dışı bırakılan bir yerin, Türk Medeni Kanununun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17.maddesi hükümlerine göre tapuda tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile anılan maddelerde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir.
Somut olayda, toplanan delil ve belgelere göre; tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı 14.11.1996 tarihinden davanın açıldığı 25.04.2008 tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresi dolmamıştır. Bu açıklamalara göre, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemez. Açıklanan nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 12.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy