MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mera Sınırlandırmasının İptali ve Tescil
... ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki mera sınırlandırmasının iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 07.12.2010 gün ve 33/218 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 243 ada 7 sayılı parselin 10.000- 12.000 m2'lik kısmının davacıların yüzyıllardır süre gelen eklemeli zilyetliğinde iken kadastro çalışmaları sırasında mera olarak tespit edildiğini belirterek anılan kısmın mera sınırlandırmasının iptali ile davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu yerin özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olduğunu, davacıların zilyetlik koşullarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, fen bilirkişi ...'nın düzenlediği krokide B harfi ile belirtilen 2.066,44 m2 yer için kazanma koşullarının davacılar yararına oluştuğu gerekçesiyle 243 ada 7 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline ve fazlaya dair talebin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, teknik bilirkişi raporundan B ile belirtilen yer yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin kabul yönündeki görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, 243 ada 7 sayılı parsel 18.09.1996 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında kadim mera niteliği ile sınırlandırılmış ve 6.10.1998 tarih 12 yevmiye numarası ile kamu orta malı niteliğiyle mera özel siciline kaydı yapılmıştır. Kazanmayı sağlayan zilyetlikle bir yerin kazanılması için diğer kazanma koşulları yanında aynı zamanda o yerin nitelik itibariyle de kazanmaya elverişli yerlerden olması gerekir. Her ne kadar, keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar ile uzman bilirkişi ziraat mühendislerinin beyanları ve görüşlerinin davacı yararına olduğu görülmekte ise de, davacı adına tesciline karar verilen ve B harfi ile göserilen yerin üç tarafında 243 ada 7 parsel sayılı kadim mera parselinin bulunduğu, taşınmazın doğusunda ise yol olduğu orijinal pafta ve dosya kapsamı ile sabittir. Bu halde, dava konusu B ile gösterilen yer kuzey-batı ve güneyinde yer alan mera parseliyle bir bütünlük oluşturmaktadır. Meralar ait olduğu köy veya belde halkının ortak yararlanmasına terk edilen yerler olup nitelik itibariyle bu yerler üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi neye ulaşırsa ulaşsın zilyetlikle edinilmesi mümkün bulunmamaktadır. Mahkemece mera bütünlüğünü bozacak nitelikte, üç tarafı kadim mera parselleriyle çevrili bulunan ve bir tarafında kadim yol olan taşınmazın bitişikte bulunan meranın bir parçası ve bütünü iken meradan açılmak suretiyle elde edilen yerlerden olduğunun kabulü ile açılan davanın reddine kararı verilmesi gerekirken, takdiri delillere üstünlük tanınmak suretiyle yazılı olduğu şekilde kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı ...nun Geçici 3 maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy