MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 17.09.2010 gün ve 2328/2494 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine ve ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, kadastro çalışmaları sırasında paftasında yol olarak bırakılan taşınmazın Türk Medeni Kanununun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükümleri uyarınca tescili isteğine ilişkindir. Kadastro dışı bırakma ya da paftasında yol olarak bırakılma işleminde, taşınmazın geometrik durumu belirlenmediğinden bir tespit işlemi değil ise de, görevlilerce bir yerin tescile tabi olmadığı saptanarak hukuksal durum belirlenmiş olduğundan yapılan bu işlem, bir kadastro işlemidir. Yargıtay'ın kararlılık kazanan uygulamalarına göre, tespit dışı ya da paftasında yol olarak bırakılan bir yerin, Türk Medeni Kanununun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükümleri uyarınca tapuda tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile anılan maddelerde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Dava konusu taşınmaza komşu davacıya ait 139 ada 1 sayılı parsel ile komşu ...'a ait 139 ada 55 sayılı parsellerin kadastro tespitlerinin yapıldığı 06.10.2004 tarihinde, dava konusu yerin de paftasında yol ya da yol boşluğu olarak bırakıldığının kabulü gerekir. Kadastro tespitinin yapılmasıyla kadastrodan önceki zilyetlik kesintiye uğrar ve kadastro tespitinden itibaren kazanmayı sağlayan 20 yıllık zilyetlik yeniden işlemeye başlar.
Somut olayda, toplanan delil ve belgelere ve az yukarıda açıklanan 139 ada 1 ve 55 sayılı parsellerin kadastro tespit tutanaklarının kapsamlarına göre; paftasında yol olarak bırakılma işleminin yapıldığı 06.11.2004 tarihinden davanın açıldığı 30.10.2009 tarihine kadar kazanmayı sağlayan 20 yıllık süre dolmamıştır. Paftasında yol olarak gösterildiği tarihten itibaren 5 yılı aşkın bir süre geçmiş bulunduğundan Daire uygulaması uyarınca makul süre içinde davanın açıldığının kabulüne de olanak bulunmamaktadır. Bu açıklamalara göre, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemez. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.Hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Her ne kadar dava dilekçesinde; TMK.nun 713/3. fıkrası uyarınca kanuni hasım durumunda bulunan Hazine ile taşınmazın sınırları içerisinde bulunduğu Başdervişli Köyü davalı olarak gösterilmemiş ve yargılama sırasında da taraf teşkili yerine getirilmemiş ise de, Karayolları Genel Müdürlüğünün Kahramanmaraş Muhakemat Müdürlüğü vekili tarafından yargılama oturumlarında temsil edildiği, Muhakemat Müdürlüğünde görevli avukatların aynı zamanda Hazineyi de temsil ettiği gözetildiğinde, Hazine açısından dava koşulunun yerine geldiğinin kabulü gerekmektedir. Dairece, verilen karar karşısında köye davanın yöneltilmemiş olması sonuca etkili bulunmamaktadır.
Davalı Hazine ve ... vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy