MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile Hazine ve Kaşıkçı Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair... Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 22.04.2010 gün ve 553/181 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... zilyetlik hukuki olgusuna dayalı olarak 107 ada 27 parsel sayılı taşınmazın kendisi adına tespit gördüğünü ancak bu tespit sırasında adına tespit gören bu parselin içerisine dahil olması gereken değirmen ve bahçenin tespit dışı bırakıldığını, oysa bu yeri kendisinin 10 yıl önce senet karşılığı ...’den satın aldığını, bu nedenler ile tespit dışı bırakılan yerin kendisi adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, özel mülkiyete konu olamayacağını ve zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığından bahisle davanın reddini savunmuştur.
Davalı Kaşıkcı köyü tüzel kişiliği ise dava konusu yerdeki değirmen ve bahçenin davacıya ait olduğunu bildirmesine karşın, kadastro sırasında bu yerin kimin adına tespit gördüğünü bilmediğini söylemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, kadastro bilirkişisinin 12.6.2009 günlü krokisinde A harfiyle gösterilen 2204,23 m2’lik kısmının ayrı bir parsel numarası verilerek davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ile yargılama tutanakları kapsamına, özellikle davacı adına senetsizden tespit ve tescil edilen komşu 107 ada 27 parselin kadastro tespit tutanağına göre; bu yerdeki kadastro tespitinin 8.11.2004 tarihinde yapıldığı, iş bu davanın makul süre geçirildikten sonra 16.12.2008 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bundan ayrı tespit sonrası sebep için ise dava konusu yere komşu parselin kadastro tutanağının tespit tarihi ile davanın açıldığı tarih dikkate alındığında, TMK.nun 713/1. madde ve fıkrasına göre yirmi yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi dolmamıştır. Öyle ise davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı olduğu üzere kabul kararı verilmesi doğru değildir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HMK.nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesine uygun olarak BOZULMASINA, 3.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy