MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ile ...'ı temsilen kayyım ...mal müdürü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 25.11.2008 gün ve 22/801 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... tarafından davalı ...'ı temsilen kayyım aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, Doğutepe köyü 105 ada 137 parselin vekil edenine miras yolu ile intikal ettiğini ve zilyetliğinde olduğunu, kadastro çalışmalarında ise yanlışlıkla ... isimli olmayan biri adına tesbit ve tescil edildiğini açıklayarak tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...'ın tüm aramalara rağmen bulunamaması ve adresinin de belirlenememesi sebebiyle 3561 sayılı Kanuna göre atanan kayyım mal müdürü vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın TMK'nun 713/2.maddesine dayalı olarak açıldığı ve bu davalarda kayyım tayininin yeri olmadığı, tapu malikinin veya mirasçılarının hasım gösterilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
36.800 m2 miktarında tarla vasfındaki dava konusu 105 ada 137 parsel, 1999 yılında yapılan kadastro çalışmalarında yirmi yılı aşkın süre ili ... kızı ...'ın zilyetliğinde iken ...'nin 1980 yılında öldüğü, mirasçılarının herhangi bir belge ibraz etmedikleri, muhtar ve bilirkişilerin de bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadıkları sebebiyle ölü olduğu beyanlar hanesinde belirtilmek suretiyle ... kızı ... adına tesbit edilmiş, tutanak 1.6.1999 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir. Davacı 10 yıllık hak düşürücü süre içinde 14.1.2008 tarihinde miras yolu ile intikal, taksim ve 20 yılı aşkın tesbit öncesi eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tapu iptali ve tescil davasını açmıştır.
Dava konusu taşınmaz tesbit öncesinde tapulu olmadığına göre 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c, tesbit sonrasında ise 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açıldığına göre TMK'nun 713/2.maddesinin olayda uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Dava az yukarıda açıklandığı üzere TMK'nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddeleri gereğince açılan kadastro tesbiti öncesi sebebe dayalı mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu kaydının iptali ve tescil davasıdır. Mahkemece toplanan deliller değerlendirilerek sonucuna göre işin esası ile ilgili bir hüküm kurulması gerekirken, davanın nitelendirmesinde hataya düşülerek TMK'nun 713/2.maddesinde geçerli gerekçelerle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine
06.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.