MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ...Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 23.09.2010 gün ve 201/336 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak, 1940 yılından beri tasarruf edilen 292 parselin tapu kaydının iptaliyle vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, bozma kararına uyulmasından sonra 02.04.2010 tarihli dilekçe ve 13.05.2010 tarihli oturumda davadan feragat edildiğini bildirmiştir.
Davalı Hazine vekili, cevap dilekçesinde dava değerinin eksik gösterildiğini, taşınmazın hükmen Hazine adına tescil edildiğini, zilyetlikle kazanılmasının mümkün bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, önceki kararda, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün taraflarca esas ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmesi üzerine; Dairece, Kadastro Mahkemesi kararının kesin hüküm olmasa da, taşınmazın niteliği bakımından güçlü delil oluşturacağı, bu bakımdan red kararının sonucu itibarı ile doğru olduğundan hükmün onanmasına, avukatlık ücreti yönünden bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bu kez, bozmadan sonraki vaki feragat nedeniyle davanın reddine, keşif sırasında belirlenen değer üzerinden tespit edilen 28.479,620 TL vekâlet ücretinin davacılardan alınmasına karar verilmesi üzerine; hükmün avukatlık ücretine ilişkin bölümü, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, önceki kararda, davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekili ile davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairece sonucu itibarı ile doğru bulunan hükmün onanmasına karar verilmiştir. Taraflarca karar düzeltme yoluna gidilmediğinden hükmün esasına ilişkin olan bu yön kesinleşmiştir. O halde; mahkemece hükmün esası kesinleşmiş olmasına karşın bu kez feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de temyiz edenin sıfatı ile temyiz nedenlerine göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.Davacılar vekilinin avukatlık ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece bozmaya uyulmasından sonra davalı Hazine vekilinin talebi üzerine, taşınmaz başında keşif yapılmak suretiyle yerel bilirkişilerin açıklamaları dikkate alınarak ziraatçı uzman bilirkişi tarafından taşınmazın değeri 494.480 TL olarak belirlenmiş ve belirlenen bu değer üzerinden avukatlık ücreti tespit edilmiştir. Oysa; keşif sırasında taşınmazın değeri usulüne uygun olarak belirlenmiş ise de eksik harç tamamlanmamıştır. Mahkemece harcı yatırılmış olan dava dilekçesinde bildirilen değer üzerinden davalı taraf lehine karar tarihindeki avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca vekâlet ücreti takdir ve tayini gerekirken, harcı yatırılmayan taşınmaz değeri esas alınarak yazılı şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine 05.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy