MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile Hazine ve İsafakılı Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Alaplı Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 24.09.2010 gün ve 154/464 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, kadastro çalışmalarında adına tespit edilen 118 ada 4 parselin devamında ve zilyetliğinde bulunan bir kısım taşınmaz bölümünün paftasında yol olarak gösterildiğini açıklayarak adına kayıtlı parsele eklenmek suretiyle tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı İsafakılı köyü tüzel kişiliği temsilcisi, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, teknik bilirkişinin 15.9.2010 tarihli rapor ve krokisinde A harfiyle gösterilen 48,35 m2 taşınmaz bölümünün davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kadastro çalışmaları sırasında yol olarak paftasında gösteren taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesi hükmüne göre yol, meydan ve köprü gibi orta malları haritasında gösterilmekle yetinilir. Taşınmazın haritasında yol olarak gösterilmesi bir kadastro işlemi olup kadastro tutanağı düzenlenmediği için böyle bir işlem tespit dışı bırakma işlemi niteliğindedir. Böyle bir yerin kazanılabilmesi için taşınmazın nitelik itibariyle kazanıma elverişli yerlerden olması ve zilyetlik koşullarının gerçekleşmiş bulunması gerektiği gibi, Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarına göre haritasında yol olarak gösterildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması da gerekmektedir. Somut olayda; dava konusu yer 2.5.2006 tarihinde tespit dışı bırakılmış, dava ise 1.4.2010 tarihinde açılmıştır. Dairemizin ve H.G.K.nun yerleşmiş uygulamalarına göre kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan yerlere ilişkin olarak tespit dışı bırakılma tarihinden itibaren makul süre içerisinde açılmış olan davalarda, tespit dışı bırakıldığı tarihten geriye doğru kazanmayı sağlayan sürenin nazara alınması gerekmektedir. Ancak somut olayda, dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakılma tarihinden 3 yıl 11 ay sonra 1.4.2010 tarihinde açılmış bulunan davanın makul süre
içinde açıldığından söz edilemez. Nizalı taşınmazın paftasında yol olarak gösterildiği tarihten dava tarihine kadar yirmi yıllık kazanma süresi de dolmadığına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 14.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy