MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile Hazine ve ... aralarındak tescil davasının kabulüne dair ...Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 04.11.2010 gün ve 471/714 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava konusu Osmaniye köyü 541 numaralı parsel ile Mirahor köyü 91 numaralı parsel arasında kalan Mirahor – ...yolu geçmesi nedeniyle iki parçaya ayrılan taşınmazın iki parça olarak tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, fen memuru bilirkişi A ve C harfleriyle gösterdiği yerlerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın ...ilçesi Mirahor köyü ile Osmaniye köyü tapulama sınırında kaldığı için tespitinin yapılamadığı, ...Tapu Sicil Müdürlüğünün 27.5.2010 tarihli yazısından anlaşılmıştır.
Fen memuru bilirkişinin hazırladığı raporda dava konusu taşınmazın kuzey kısmının Osmaniye köyüne ait 541 numaralı parsel, güney kısmının ise Mirahor köyü 93 parselle çevrili olduğu, böylece taşınmazın iki köy arasında kaldığı belirlenmiştir. Fen memuru bilirkişi taşınmazı üç kısım halinde göstermiş, B ile gösterilen 903,68 m2 yüzölçümündeki yerin zeminde asfalt yol olduğunu raporunda açıklamıştır. Ziraat mühendisi bilirkişi de bu şekilde rapor vermiştir. Mahkemece, fen memuru bilirkişinin krokisinde A ve C harfiyle gösterilen yerlerle ilgili davanın kabulüyle davacı adına bu yerlerin tesciline karar verilmiştir. Fen memuru bilirkişinin krokisinde B harfiyle gösterilen asfalt yolla ilgili herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Bu yolun taşınmazın batısından geçen eski ...yolu olmadığı, sonradan açıldığı anlaşılmaktadır. Açılan bu yolun hangi idare tarafından açıldığı araştırılmamış, yapılmışsa kamulaştırma haritası getirtilip uygulanmamış, TMK. nun 713/3. maddesi anlamında taraf teşkili sağlanmamıştır. Fen memuru bilirkişinin krokisinde B harfiyle gösterdiği yolun çevre taşınmazlardan (93 ve 541 parseller) ne şekilde geçtiği, bu yolun devam edip etmediği krokinden de net bir biçimde anlaşılmamaktadır. Rapor ve eki krokinin TMK. 713/7. maddesi anlamında infaz kabiliyeti bulunmamaktadır.
Ayrıca, dava konusu taşınmaza komşu 541 numaralı parsele uygulanan vergi kaydı ile 93 parsele uygulanan vergi kaydı getirtilip mahallinde uygulanmamış, dava konusu taşınmaz yönünü ne şekilde gösterdiği konusunda araştırma yapılmamıştır.
Bundan ayrı, davacının zilyetlik yoluyla iktisap ettiği başka taşınmaz bulunup bulunmadığı hususları Kadastro Müdürlüğünden sorulmamış, mahkemeler Yazı İşleri Müdürlüğünden de açılmış başka bir tescil davası olup olmadığı araştırılmamıştır. Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen ve davacının vergi kaydına istinaden 51320 m2, senetsizden ise 31148 m2 gayrimenkul iktisap ettiğine dair yazı cevabıyla yetinilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesine göre, davacının aynı çalışma alanında kayıt ve belgeye dayanmadan salt zilyetlik yoluyla iktisap edebileceği taşınmaz miktarının sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemeyeceği kuralı yeterince araştırılmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.na 31.3.2011 tarih 6217 sayılı Kanunla eklenen Geçici 3. madde yollamasıyla HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy