(3402 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı B. A. vekili, mevkii ve sınırları dava dilekçesinde açıklanan ve kadastro çalışmasında tespit dışı bırakılan dilekçeye ekli krokide 16620 m2 olarak gösterilen tapusuz taşınmazın imar-ihya edildiğini, 20 yılı aşkın süreden beri zilyet ve tasarrufu altında bulunduğunu ileri sürerek vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir, yargılama sırasında davaya konu yerin idari yoldan Hazine adına tapu siciline tescil edilmesi üzerine bu yerin tapu kaydının iptaliyle müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar Hazine vekili ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı vekili ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacı lehine imar-ihya ve zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davaya konu 149 parselin tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı vekilleri ile köy temsilcisi tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz 1977 yılında yapılan kadastro çalışmasında taşlık niteliğiyle tespit dışı bırakılmış; sonradan 19.6.2008 tarihinde idari yoldan 149 parsel numarasıyla 19.019,19 m2 olarak Hazine adına tapuya tescil edilmiş, bilahare 13.3.2009 tarihinde bedelsiz olarak Toplu Konut İdaresi başkanlığına devredilmiştir.
Bir arazinin kullanım süresi ve niteliğiyle üzerinde imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının kadastrodan sonraki geçmiş yıllara ait en az iki ayrı tarihe dair olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için tespit dışı bırakılma tarihi olan 1977 yılından sonra olmak üzere dava tarihine göre 20-30 yıl öncesine ait (1978-1988) stereoskopik hava fotoğraflarının dosyada yer almış olması ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi gerekir. Ayrıca, stereoskopik çift hava fotoğrafı bir stereoskop altında incelenirse arazinin üç boyutlu görüleceği, taşınmazın sınırlarının belirleneceği ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabileceği bilinmelidir. Mahkemece uyuşmazlığın net bir biçimde çözüme kavuşturulması için gerekli bulunan hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; ziraat mühendisi, kadastro fen elemanı, jeodezi veya fotoğrametri uzmanı mühendisten oluşacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla dava tarihine göre 20-30 yıl öncesine ait ve iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının getirtilip, stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak; taşınmazın niteliğinin ve kullanım süresinin ne zaman başlandığının belirlenmesine çalışılması gerekir. Tanık ve bilirkişi sözleri bilimsel verilere ve maddi olgulara göre hazırlanan söz konusu bu raporlar denetlenmeli, taşınmaz üzerinde imar-ihya işlemlerinin başlandığı ve tamamlandığı tarihle ekonomik amaca uygun olarak tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihi ayrı ayrı belirlendikten sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, davaya konu taşınmazın hava fotoğrafındaki niteliği belirlenmeden eksik araştırmaya dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, idari yoldan 149 parsel numarasını alan çekişme konusu taşınmazın kadastro paftasındaki yeri teknik bilirkişiye işaretletilmemiştir. Yapılacak iş, öncelikle taşınmazın arazi üzerindeki yeri ve mevcut durumuna göre öncesinin ve şimdiki halinin niteliğinin yerel bilirkişiye tespit ettirilmeli, bundan sonra teknik bilirkişiye ölçekli kadastro paftası üzerindeki yeri belirlenerek paftaya işaretlettirilmelidir. Bundan sonra, uyuşmazlık konusu taşınmazın bitişik ya da yakınındaki parsellere dair tapu kayıtlarıyla tescillerine esas varsa belge ve mahkeme hüküm dosyaları dosya arasına getirtilerek yerel ve teknik bilirkişiye uygulatılmalı, davaya konu taşınmaz yönünü ne ya da kim olarak gösterdiği belirlenmeli, kurulacak hükümde bu husus gözönünde tutulmalıdır.
Keşif sonunda ziraat mühendisi A. E. tarafından düzenlenen raporda 149 parselin ortasında boydan boya yol geçtiği bildirilmiştir. Mahkemece bu husus üzerinde de durulmamıştır. Söz konusu bu yolun genel yol niteliğinde olup olmadığı araştırılıp belirlenmeden yolu da kapsayacak şekilde kabul kararının verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca başlangıçta tapusuz taşınmazın tescili istemi dikkate alınarak yasal hususlara husumet yöneltilmiş ise de; yargılama aşamasında idari yoldan Hazine adına tescil edildikten sonra Toplu Konut idaresi Başkanlığına resmi işlemle devredilmesi sebebiyle tapu iptali ve tescil davası niteliğini alan eldeki davada kayıt maliki olmayan Hazine ve köy tüzel kişiliği aleyhine açılan davanın taraf sıfatı yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken bu davalılar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Diğer yandan, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide A, B ve C harfleriyle gösterilen bölümler üzerindeki binaların dava dışı üçüncü kişilerin kullanımında olduğu belirtildiği halde mahkemece, bu husus hakkında da araştırma yapılmamıştır. Anılan taşınmaz bölümlerini kullanan kişilerin malik sıfatlarının bulunup bulunmadığı, davacının nam ve hesabına tasarruf edip etmedikleri üzerinde durulmadan parselin tamamının iptaliyle davacı adına tescile karar verilmesi yanlıştır. Öte yandan davaya konu taşınmazlar Toplu Konut idaresi Başkanlığı adına tapuda kayıtlı olup, üzerindeki binalarda TOKİ'ye ait ise taşınmazların kamu emlakine dönüştüğü kabul edilerek iptal ve tescile değil mülkiyetin tespitine karar verilmesi düşünülmelidir.
Kabule göre de, az yukarda da açıklandığı gibi davacı vekili, dava dilekçesine ekli krokide gösterilen 16.626 m2'lik taşınmaz bölümünün davacı adına tesciline karar verilmesini istediği halde mahkemece talep aşılarak 19.019,19 m2 yüzölçümündeki 149 parselin tamamının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesi de yerinde değildir.
Sonuç: Tüm bu açıklamalar sebebiyle davalılar Hazine ve TOKİ vekilleri ile köy tüzel kişiliği temsilcisinin temyiz itirazı açıklanan bu sebeple yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 Sayılı H.M.K.nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı H.U.M.K.nun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18,40 TL peşin harcın istenmesi halinde temyiz eden Acar Köyü Tüzel Kişiliğine iadesine ve 17,15 TL peşin harcın da istenmesi halinde temyiz eden TOKİ Başkanlığına iadesine 24.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy