MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Gökçeada Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 04.05.2011 gün ve 7/20 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mahkemece bozma gereklerine uygun biçimde hüküm verildiğine göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve 2588 sayılı kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına, 06.02.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava 07.10.2009 tarihinde açılmıştır. Dava konusu 312 ada 1 nolu parsel senetsizden bahçeli harap bina niteliğiyle 138.08 m2 olarak 22.7.2003 tarihinde Hazine adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 29.5.2009 tarihinde kesinleşmiştir.
Keşifte dinlenen yerel bilirkişi, davacı tarafın 1970’li yıllardan itibaren burada kimsenin oturmadığını, esasen bu binanın davacı ya da miras bırakanlarına ait olup olmadığını bilemediğini söylemiştir. Duruşmada dinlenen tanık, bu yerde Kıbrıs savaşı öncesinde insanların yaşadığını, sonrasında bu yerin kendi haline bırakıldığını ve binanın yıkıldığını açıklamıştır. Esasen, Dairenin uygulamalarına göre, gayrimenkule ilişkin uyuşmazlıklarda tanıkların taşınmaz başında dinlenmesi gerekir. Mahalli mahkeme, ilk kararında davayı reddetmiştir. Dairenin çoğunluğunca bozma kararı verilmiştir. Bozma kararına tarafımdan kapsamlı karşı oy yazısı yazılmıştır. Karar düzeltme isteği oyçokluğuyla reddedilmiştir. Mahalli mahkeme, bozma kararına uymuştur. Davanın kabulüne kararı vermiştir. Hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, 1974 yılı Kıbrıs barış harekatından itibaren terk edilen taşınmazın davanın açıldığı 2009 yılına kadar hiçbir şekilde davacı tarafın denetimi, gözetimi ve zilyetliği altında olmadan en az 25 yılı aşkın zamandan beri kendi haline bırakıldığı için içerisindeki binanın da yıkılarak harabe haline geldiği tartışmasızdır. Böyle bir yerin çoğunluk görüşünün bozma kararındaki görüşlerinin aksine zilyetlikle edinilmesi mümkün değildir.
Hal böyle olunca; davanın reddine karar vermek gerekirken, bir takım mülahazalarla yazılı olduğu üzere kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır. Açıkladığım nedenlerle ve esasen Dairenin 28.09.2010 tarih, 2010/1634-4401 Esas ve Karar sayılı bozma kararına ekli olan karşı oy yazısı muhtevasını da aynen tekrar ederek çoğunluk görüşüne katılamıyorum. Esasen, değinilen bozma kararı tarafları açısından lehte ve aleyhte usulü kazanılmış hak oluşturmayacağı kuşkusuzdur. Çünkü, bu tür davalar kamusal niteliği ağırlıklı olan davalardır. Bu sebeplerle mahalli mahkeme kararının bozulması gerektiği kanaatindeyim. 06.02.2012
Full & Egal Universal Law Academy