MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
İbrahim Kılıç ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.03.2007 gün ve 327/56 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, davalı adına tapuda 192/64728 oranında paylı olarak kayıtlı bulunan dava konusu 1027 ada 2 parseldeki 4 katlı binadan 2 adet daireye isabet eden 96/64728 payını haricen satın ve devraldığını açıklayarak, davalı adına kayıtlı payın 96/64728 oranındaki bölümünün tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 06.03.2007 günlü yargılama oturumunda davacının kardeşi olduğunu, dava konusu taşınmazı satıp, bedelini aldığını, bu nedenle davayı kabul ettiğini açıklayarak beyanını imzasıyla onaylamıştır.
Mahkemece, gerekli uygulama yapılarak taşınmaz, imar parseli haline dönüştürülmediği sürece hisselere bölmek suretiyle satışların geçerli bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HMK.nun 308 ve devamı maddelerinde düzenlenen davayı kabul, iki taraftan birinin, diğerinin talep sonucuna muvafakat etmesidir. Anılan Kanunun 311. maddesine göre, kabul kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve yapıldığı andan itibaren geçerlidir. Kural olarak tarafların dava konusu taşınmaz üzerinde tasarruf yetkileri bulunduğundan Medeni Usul Hukukunda taraflarca tasarruf ilkesi uygulanacağından davanın açılmasından sonra hüküm kesinleşinceye kadar davanın kabulü mümkündür. Yine belirtmek gerekir ki kabul karşı tarafın rızasına bağlı değildir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı doğurur. Bu nedenle, her ne kadar satış işlemi kanunda belirtildiği gibi resmi şekilde yapılmamışsa da kabul beyanı bunun önüne geçer. Somut olayda, davalının usulüne uygun bir biçimde alınan imzalı kabul beyanı nazara alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgı sonucu değişik gerekçelerle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 19.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy