MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasında mahkemenin görevsizliğine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesiden verilen 14.12.2010 gün ve 481/643 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, miras yoluyla intikal ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak 165 ada 13 parselin tapu kaydının iptaliyle adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın yersiz açıldığını, davacının Kadastro Mahkemesinin 2008/19 Esas 2010/56 Karar sayılı dava dosyasında, taşınmaz hakkındaki davasından feragat ettiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın Kadastro Mahkemesinin 2008/19 Esas sayılı dosyasında davalı olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın görevli ve yetkili Ayancık Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 27/1.maddesi hükmüne göre, “Mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında, o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar Kadastro Mahkemesine re’sen devrolunur.” 26/son maddesi hükmüne göre, “Kadastro Mahkemesinin yetkisi her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar.” Dava konusu taşınmaza ilişkin Kadastro Mahkemesindeki dava dosyası 07.05.2010 tarihinde karara bağlanmış ve hüküm, Yüksek Yargıtay 7.Hukuk Dairesi tarafından onanarak 05.07.2011 tarihinde kesinleşmiştir. Eldeki dava ise; tespite itiraz davasının karara bağlandığı tarihten sonra 22.09.2010 tarihinde açılmıştır. O halde eldeki dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26/D maddesinde açıklanan tespitten önceki haklara dayanarak, asli müdahil olarak katılanların iddialarına dair uyuşmazlık niteliğinde sayılamayacağından mahkemece görevsizlik kararı verilmiş olması doğru değildir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmemiş olsa dahi kendiliğinden dikkate alınması gereken hususlardandır. Mahkemece, tarafların ileri sürdüğü deliller ile kesinleşmiş Kadastro Mahkemesi hükmü dikkate alınarak uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonunda yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verildiğine ve davalı taraf yargılama oturumlarında avukat ile temsil olunduğuna göre görevsizlik kararı verilinceye kadar yapılan giderler ile avukatlık ücretinin kararı veren mahkemece nazara alınması ve davacıya yüklenmesi gerekir. Bu ilke, 24.05.1945 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararıyla da benimsenmiştir. Mahkemece bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da isabetli değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 05.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy