MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ...2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 17.06.2009 gün ve 369/142 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde; 1806 sayılı parselin 35 – 40 yıldan beri vekil edeni tarafından aralıksız çekişmesiz ve malik sıfatıyla kullanıldığını, 2002 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında dava konusu parselin ... adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazın öncesinde babası tarafından tasarruf edildiğini, daha sonra babasının yaşlanması nedeniyle vekil edeni tarafından ekilip biçildiğini açıklayarak Hazine adına bulunan parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, kazanmayı sağlayan zilyetlik koşullarının davacı yararına gerçekleşmediğini, taşınmazın özel mülkiyete konu olacak yerlerden bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, “TMK. nun 639 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesindeki koşullar gerçekleşmediğinden” davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve babadan intikal hukuki sebebine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır (743 sayılı TKM'nin 639. maddesi yürürlükten kalkmıştır.).
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın esastan reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davacının babasından davacıya kaldığını bildirmiş, 18.4.2008 tarihinde yapılan keşifte tanık olarak dinlenen davacının babası İrfan ..., dava konusu yerin babası ...’ten kaldığını, daha sonra bu yeri oğlu olan davacı ... ...’a bağışladığını açıklamış, 17.06.2009 tarihli yargılama oturumunda ise, bir yıl önce dava konusu 1806 sayılı parseli oğluna devrettiğini ve arazinin oğlu ... tarafından kullanıldığını beyan etmiştir. Davanın açıldığı 11.12.2006 tarihinde, davacının taşınmazın maliki olmadığı, babasının yukarıda açıklanan beyanlarıyla sabittir. Davada sıfat; davayı açmanın bir koşulu olup, davanın açıldığı tarihte davayı açanın davayı açma sıfatına sahip olup olmadığının araştırılması zorunludur. Dava açıldığı tarihte davacı taşınmazın maliki olmadığından dava açma sıfat ve ehliyeti de bulunmamaktadır. Davacının babası da sağ olup, ifade verdiği anlaşılmıştır. Davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, dava redle sonuçlanmış olup, hüküm sonucu itibariyle doğru bulunmaktadır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olmadığından reddi ile sonucu itibariyle doğru bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı ...TL peşin harcın onama harcına mahsubuna 13.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy