MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair .... Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 12.10.2010 gün ve 1277/1671 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, mirasen intikal, kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedeniyle kadastro sırasında ham toprak niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edilen 211 ada 44 nolu parselin sınırları içinde kalan taşınmaz bölümünün tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı yararına kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, taşınmazın fen bilirkişisinin krokisinde A harfi ile gösterilen 403,20 m²'lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplamın deliller, tüm dosya kapsamından; mahkemece davacı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, mahallinde 08.04.2010 tarihinde yapılan keşif sırasında görevlendirilen Ziraat Mühendisi bilirkişisi ...'ın 20.04.2010 tarihli raporunda; özetle; "... taşınmazın ortalama %35-40 meyilli olup makineli tarım yapılmasının mümkün olmadığı, bazı kısımlarda çıplak kayaların görülmekte olduğu, davaya konu edilen taşınmaz bölümünün parselin diğer kısmıyla aynı özelliklere sahip olduğu, üzerinde kendiliğinden yetişen tek ve çok yıllık çayır ve mera bitkilerinin mevcudiyetinin taşınmazın uzun yıllardır sürülmediği gibi üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığının göstergesi olduğu ve taşınmazın ham toprak niteliğinde bulunduğu..." yazılıdır. Bilimsel verilere uygun ve zemini açıkça belirleyen Ziraat Mühendisi raporuna, taşınmaz üzerindeki bina inşaatının yapılış tarihine göre; davacının lehine tespit tarihinden geriye doğru ekonomik amaca uygun, malik sıfatıyla, davasız ve aralıksız en az yirmi yıl süreyle tasarruf edildiği kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, takdiri delil niteliğindeki davacı tanıklarının soyut ifadelerine değer verilerek kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici madde 3. yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.