MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ve müşterekleri ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 24.03.2011 gün ve 12/40 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sırasında 101 ada 132 parsel sayılı taşınmaza uygulanan 2.9.1974 tarih ve 19 nolu tapu kaydıyla taşınmazın ¼ hissesinin vekil edenlerinin murisi ... tarafından satın aldığını, o tarihten bu yana kullanıldığını, taşınmazdaki ... Kan hissesinin 550 m2’lik kısmının da ... tarafından haricen satın alındığını, fiilen kullanılmaya başlandığını, üzerine ev yapıldığını, geriye kalan kısmının ise bahçe olarak kullanıldığını, etrafını çevirmek suretiyle kullandıkları toplam alanın 1368,20 m2 olduğunu, diğer paydaşların ve paydaş mirasçılarının bu fiili kullanıma rıza gösterdiklerini, kadastro çalışmaları sırasında ¼ payın vekil edenlerinin murisi adına, ¼ payın davalılardan ... adına, 2/4 payın ... Kan adına tespit edildiğini açıklayarak taşınmazın 1368,20 m2’lik kısmının tapu kaydının iptali ile Kadastro Kanunu’nun 13/B-b maddesi gereğince ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflara usulüne uygun olarak tebligat yapılmış, davalılar davaya cevap vermemiştir. Davalılardan ..., ... ve ... Kan yargılama oturumuna katılarak davaya itirazlarının bulunmadığını, kendi hakları neredeyse orasını istediklerini beyan etmişler. Davalılardan ... ve ... vekili ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştirdir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro öncesi harici satış hukuksal nedenine dayalı olarak Kadastro Kanununun 13/B-b maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali tescil davasıdır.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; davacının dayanağı olan 26.09.1987 tanzim tarihli “gayrimenkul satış senedidir.” başlıklı belge mahallinde usulüne uygun olarak uyuşmazlık konusu taşınmaza uygulanarak, taşınmazı kapsayıp kapsamadığı üzerinde durulmadığı gibi 3402 sayılı Kanunun 15. maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde de durulmamıştır.
Uyuşmazlık konusu 101 ada 132 parsel sayılı taşınmaz 22.09.2005 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında tek katlı ahşap değirmen ve arsası vasfı ve 1617,28 m2 yüzölçümü ile 15.08.1966 tarih 1 sıra numaralı ve 02.09.1974 tarih 1 sıra nolu tapu kayıtlarına istinaden ¼ hissesi ..., ¼ hissesi ... oğlu ... adına, 2/4 hissesi ise ... adına tespit edilmiş, tespitin itirazsız olarak 27.12.2005 tarihinde kesinleşmesi üzerinde aynı tarihte bu şahıslar adına tapu kaydı oluşmuştur. Kadastro çalışmaları sırasında uyuşmazlık konusu taşınmaza uygulanan 15.08.1966 tarih ve 1 sıra nolu tapu kaydına göre taşınmazın 2/4 hissesi ..., ¼ hissesi ... oğlu ..., ¼ hissesi ise ... oğlu ... adına kayıtlı olup, kayıt maliklerinden ... oğlu ...’ın taşınmazdaki ¼ oranındaki hissesi 02.09.1974 tarih 1 sıra nolu tapu kaydı ile davacıların murisi ...’ya 1250 TL bedel ile satılmıştır. Taşınmaza uygulanan tapu kayıtlarında taşınmazın miktarının 2757 metre olduğu belirtilmiş ise de kadastro çalışmaları sırasında düzenlenen kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda “…uygulanan tapu kaydının miktarının muteber olduğu, ancak 101 ada 132 nolu parselin miktarının tapu kaydından az olduğu…” belirtilmiştir. Görüldüğü gibi uyuşmazlık konusu taşınmazın yüzölçümü 1617,28 m2 olup kadastro çalışmaları sırasında bu parsele uygulanan tapu kaydının yüzölçümü ise 2757 m2’dir. Kadastro çalışmaları sırasında tapu kayıtlarındaki pay oranları ile taşınmazın fiili durumuna göre belirlenen yüzölçümü esas alınarak pay belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Kadastro Kanununun 13/B-b maddesine göre, “Zilyet, taşınmaz malı, kayıt malikinden veya mirasçılarından veya mümessillerinden tapu dışı bir yolla iktisap ettiğini, onların beyanı veya herhangi bir belge ile veya bilirkişi veyahut tanık sözleri ile ispat ettiğini ve ayrıca en az 10 yıl müddetle çekişmesiz aralıksız ve malik sıfatıyla zilyet bulunduğu takdirde, zilyet adına, … tespit olunur.” Davacı taraf, 26.09.1987 tarihli “gayrimenkul satış senedidir.” başlıklı belgeyi ibraz ederek taşınmazın 150 m2’lik kısmının davacıların murisi ... tarafından hissedarlardan ... Kan’dan satın alındığını belirttiği halde bu husus üzerinde durulmamış olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıkların HMK’nun 243, 244, 259 ve 290/2 maddesi gereğince keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, davacı tarafın dayanağı olan 26.09.1987 tarihli “gayrimenkul satış senedidir.” başlıklı belge yerel ve teknik bilirkişi aracılıyla mahalline uygulanmalı, belgenin uyuşmazlık konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı, paydaşlardan ... Kan hissesinin 150 m2’lik kısmının ... Kan tarafından davacıların murisi ...’ya satılıp satılmadığı üzerinde durulmalı, Kadastro Yasasının 13/B-b maddesindeki koşullar ile aynı yasanın 15/1 ve 2. maddesindeki koşulların davacılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalı, ondan sonra tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi olduğu halde yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK. nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.15 TL peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy