MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve ...Köyü Tüzel Kişiliği arasındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair...Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 20.06.2012 gün ve 211/211 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kadastro çalışmalarında dava dışı 183 ada 8 ve 9 numaralı parsellerin senetsizden adına tespit ve tescil gördüğünü, kendisine ait bir kısım yerlerin kadastro çalışmalarında paftasında yol olarak gösterildiğini açıklayarak bu yerlerin adına tescilini talep etmiştir.
Davalılar ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkeme, davacı yararına kazanma koşulları gerçekleştiğinden bahisle davanın kabulüne, 25.05.2012 tarihli Fen Bilirkişisinin raporu ve eki ölçeksiz krokide a, b ve c harfleriyle gösterilen yerlere ilişkin yol kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar vermiştir.
Hüküm süresi içerisinde ... temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, 183 ada 8 numaralı parsele ilişkin kadastro tutanağı getirilmiştir. Bu yerin, 61,63 m2 olarak samanlık ve arsası niteliği ile 22.08.2007 tarihinde, davacı adına tespit gördüğü ve itirazsız olarak 24.01.2008 tarihide kesinleştiği saptanmıştır. 183 ada 7 numaralı parselin ise 22.08.2007 tarihinde, belgesizden; samanlık ve arsası niteliğiyle 50,32 m2 olarak, üçüncü kişi ... adına tespit görerek itirazsız olarak kesinleştirildiği belirlenmiştir. Çap kaydına göre, davacı 183 ada 7 numaralı parseli 21.05.2010 tarihinde, tapudaki satışla edinmiştir.
Bilindiği üzere ve kural olarak; çap satın alan kişinin mülkiyet hakkı çap kaydı ile sınırlıdır. Bu nedenle ve özellikle 183 ada 7 numaralı parsele ilişkin olarak tespit öncesi sebeplere dayanarak açmış olduğu tescil davasının dinlenme olanağı yoktur.
Ancak, 183 ada 8 ve 9 numaralı parsellerin tespit tarihleri ile eldeki davanın harcı alınarak açıldığı tarihe göre Dairenin kararlılık kazanmış içtihatlarına göre makul süre geçirilmiştir. Tespit sonrası sebep yönünden ise 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi dolmamıştır.
Hal böyle olunca, davacının davasının reddine karar vermek gerekirken ilke ve kuralların uygulanmasında yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere kabul kararı verilmesi isabetsizdir.
Davalı ... temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan tüm bu ilkelere göre yerindedir. Kabulüyle Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 12.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy