MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Zilyetliğin tespiti ve elatmanın önlenilmesi
... ile ... aralarındaki zilyetliğin tespiti ve elatmanın önlenmesi davasının reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 21.06.2012 gün ve 285/149 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına 28.03.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
KARŞI OY
Davacı vekili, mülkiyeti Hazineye ait 691 parsel içerisine vekil edenince evi ve muktesat yaparak zilyet olunduğunu, davalının ise mülkiyeti Hazineye ait 692 parseli sahiplenerek içerisine evi ve müştemilatını inşa ettiğini, ancak, davalının zilyetliğinde bulunan mülkiyeti Hazineye ait parsel içerisinde fiilen geçirilen yoldan yararlanmasına davalının engel olması nedeniyle TMK'nun 973 ve devam maddeleri uyarınca zilyetliğe vaki müdahalenin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, önce derdestlik itirazında bulunmuş, sonra görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olmayacağını ileri sürmüş, ayrıca TMK'nun 984. maddesi uyarınca hak düşürücü süreden söz etmiş ve netice olarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacıya zilyetliği altındaki araziyi satanın ... isimli kişinin kızı olduğu, bu kişinin arazisini parselleyip satarken söz konusu parseller için yol hakkı da vermesi gerektiğini, davalının zilyetliğindeki yerde bulunan fiili yolun umuma açık bir yol olmadığını esasen, 5831 sayılı Yasının 8. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen Ek 4. madde gereğince yapılan çalışmalarda da bu yerde kadastrol bir yol olduğunun gözükmediğini, dolayısıyla davacının davasını TMK'nun 6. maddesi uyarınca kanıtlayamadığı gerekçeleriyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; davacının ev ve müştemilatının bulunduğu 691 nolu parsel ve davalının ev ve eklentilerinin bulunduğu 692 parsele ilişkin tapu kayıtları getirtilmiştir. Bu yerlerin mülkiyetinin tesis kadastrosu ile 21.07.1998 tarihinde ... adına oluşturulduğu, beyanlar hanesinde davacı ve davalıya ait muhtesatların yazılı olduğu ve bu taşınmazların 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uygulaması ile orman dışına çıkarılan yerlerden olduğu anlaşılmıştır. Davacının satıcısının babası olan ...’nın kullanımındaki 686 nolu parsele ilişkin kadastro tutanağı ve çap kaydı getirilmemiştir.
Mahallinde keşif yapılmıştır. Yerel bilirkişi özetle; davacının zilyetliğinde olan yeri 10 yıl kadar önce ...’nın kızından satın aldığını, bina inşaatında kullanılan bir kısım malzemeyi 686 parsel içerisinden taşıyarak getirdiğini, bir kısım malzemeyi ise 692 nolu parsel içerisinden fiilen geçirilen yoldan yararlanarak taşıdığını açıklamıştır. Davacı tanığı 1994- 2004 yılları arasında köy muhtarı olarak görev yaptığını, davacının 691 nolu Hazineye ait parseli haricen 2001 yılında satın aldığını bu yeri aldığında nizalı yolun mevcut olduğunu, davacının evini yaparken nizalı yolu kullandığını ve muhtarlığı süresince nizalı yolun Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü'nün araçları kullanılarak açılıp bakımının yapıldığını açıklamıştır. Davalı tanığı ise, davacının satıcının babasının zilyetliğindeki araziden kendi evine ulaşma imkanının bulunduğunu açıklamıştır. Keşifte görevlendirilen fen bilirkişi rapor ve renkli fotoğrafları ile krokisini dosyaya sunmuştur. ... Bilirkişi ile Teknik Bilirkişi ortak rapor ve krokiyi dosyaya ibraz etmişlerdir. Rapor ve krokilerin incelemesinden; davacının satıcısının babası ...’nın kullanımındaki 686 nolu parsel içerisinden fiilen geçmekte olan yolun mavi renkle boyandığı, davalının zilyetliğindeki 692 nolu parsel içerisinden fiilen geçirilen yolun ise sarı renk ile boyandığı ve ihtilaflı kısmın 05.04.2012 tarihli rapor ve ekindeki 1/500 ölçekli krokide kırmızı renkli olarak taranılarak gösterildiği anlaşılmıştır.
Gerek davacının, gerekse davalının kullanımındaki 691 ve 692 parsel sayılı taşınmazlar tapuda ... adına kayıtlıdır. Davacının satıcısının babası ...’nın kullanımındaki 686 sayılı parselin tapu kaydı getirtilmemiştir. Krokide sarı ve mavi ile boyalı her iki yol ise fiilen geçirilen yollardır. Bir başka anlatımla, kadastrolu yol değildir. Ancak,
...’nın kullanımındaki 686 sayılı parsel bu şahıs adına tapuda kayıtlı ise o takdirde kayıt malikinin TMK'nun 683. maddesine dayanarak taşınmazı içerisinden bir başkasının geçişini her zaman engelleyebilir. Öte yandan, 691 nolu parsel karar tarihi itibarıyla davacı adına tapuda kayıtlı olmadığı için 686 parselden veya 690 yada 692 nolu parselden geçit hakkı istemesi hukuken mümkün değildir. Bu durumda uyuşmazlığın dava dilekçesinde açıklandığı üzere TMK'nun 973 ve devam maddeleri uyarınca çözüme kavuşturulması gerekir. Öte yandan, Kadastro Mahkemesi'nde görülen ve bir sureti dosyaya ibraz edilen karar eldeki dosya için tarafları lehinde yada aleyhinde güçlü delil veya kesin hüküm teşkil etmez.
Bu durumda, somut olayda, mülkiyet durumu değil üstün zilyetlik durumunun araştırılması gerekir. Ayrıca, Hakimin bir diğer görevi ise somut olaya en uygun düşecek bir çözüm bulmak zorundadır. Bir başka anlatımla yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında ve taşınmazın batı tarafı da Devlet Ormanı olduğu için davacıya kullanmakta olduğu taşınmaz üzerindeki eve müştemilatına ulaşmak için imkan tanınması zorunludur.
Açıkladığımız nedenlerle Sayın çoğunluğun görüşlerine katılmamız mümkün olmamıştır. Mahalli Mahkeme kararı bu nedenlerle Bozulmalıdır, kanaatindeyiz. 28.03.2013
Full & Egal Universal Law Academy