MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair.... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 29.11.2011 gün ve 123/242 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 40-50 seneyi aşkın eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına 107 ada 257 parsel olarak tesbit ve tescil edilen dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının tahminen 2045,305 m2 miktarındaki taşınmazın iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın 107 ada 179 parselden ifrazen oluştuğunu, gerek ifraz öncesi gerek ifraz sonrası zilyetlikle iktisap edilemeyecek yerlerden olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu olan ... İli,... İlçesi, ... Kasabası 107 ada 257 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının kısmen iptali ile, teknik bilirkişisi ... 17.11.2011 tarihli raporunda kırmızı renk ile belirtilen ve A harfiyle gösterilen 2092,09 m2 miktarındaki taşınmazın aynı ada son parsel numarası verilerek davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitinden önceki zilyetlik ve muristen intikal hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK’nun 713/1 ve 996, 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesi gereğince açılmış mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali tescil davasıdır.
Dava konusu taşınmazı kapsayan 107 ada 257 parselin öncesi 107 ada 179 parsel olup 2001 yılında yapılan kadastro çalışmalarında, kadimden beri hiç kimsenin zilyet ve tasarrufunda olmadığı, emek ve para sarfı ile kültür arazisi haline getirilip ekonomik yarar sağlanabileceği açıklanarak 865327,61 m2 miktarında ve ham toprak vasfı ile Hazine adına tesbit edilmiş, dava dışı kişilerin itirazları 20.06.2002 tarihinde reddedilmiştir. Davacısı ... tarafından 107 ada 179 parsel içinde kalan 5087 m2 miktarındaki yerle ilgili Hazine aleyhine açılan dava sonunda ... Kadastro Mahkemesi'nin 13.06.2005 tarih 2004/3 Esas 2005/3 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne, 107 ada 179 parsel içinde teknik bilirkişilerin 22.03.2005 tarihli raporlarında F ile gösterdikleri 6024,15 m2 miktarındaki kısmın ifrazı ile ayrı parsel numarası verilerek ... adına tesciline, krokide A,B ve D ile gösterilen kısımlar yönünden feragat sebebiyle davanın reddine, aynı krokide C ile gösterilen 4, 47, E ile 75,23 m2 ve 767,84 m2 kısımların ayrı parsel numaraları ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, karar 20.09.2005 tarihinde kesinleşmiştir. Bu karar sonrası 107 ada 179
./.
-2-
2012/10297-2013/5229
parselin ifrazı sonunda 107 ada 254 parsel tarla vasfı ile ... 107 ada 253, 255, 256 parseller arsa, 107 ada 257 parsel ise ham toprak vasfı ile Hazine adına tapuya tescil edilmişlerdir. Temyize konu kabule karar verilen 2092,09 m2 miktarındaki taşınmaz ifraz sonunda oluşan 107 ada 257 parsel içinde kalmaktadır.
Mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ile davacı tanığı tarafından benzer şekilde dava konusu taşınmaz bölümünün bildiklerinden itibaren davacının annesi ve ölümü sonrası mirasçılar arasındaki paylaşım sonunda davacı tarafından tarla olarak kullanıldığı ifade edilmiş, ziraat mühendisi bilirkişi tarafından da toprak derinliğinin 20-25 cmdüz topoğrafik yapıda, tarımsal olarak 2.sınıf tarım arazisi niteliğinde olduğunu bildirmiştir. Gerek keşifte alınan beyanlar gerek uzman bilirkişi raporu gerekse dava konusu taşınmazın içinde bulunduğu 107 ada 257 parselin paftadaki konumu ve yüzölçümü de dikkate alındığında davacı lehine kazanma koşullarının davacı yararına oluşup oluşmadığı bakımından mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Bir arazinin kullanım süresi ve niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Hava fotoğraflarının en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için kadastro tespit tarihi olan 27.06.2001 tarihinden geriye doğru en az 20-30 yıl (1971-1981 tarihleri arası) öncesine ait iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının ... Komutanlığı’ndan; fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalarının ise İl Kadastro Müdürlüğü’nden getirtilerek dosya arasına konulması, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendisleri arasından seçilecek bilirkişi ile teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte uygulanması, dava konusu parsele komşu paftasında yer alan tüm parsellerin kadastro tutanakları, tapu kayıtları ile varsa dayanak dosyalar ve tüm belgelerin bulundukları yerlerden getirtilerek dosya arasına konması, dava konusu yerin niteliğinin belirlenmesinde faydalanılması, ayrıca 107 ada 257 parselin oluşumuna esas Kadastro Mahkemesinin 2004/3 Esas 2005/3 Karar sayılı dava dosyasında bulunan 24.03.2004 tarihli ziraatçi bilirkişinin raporundaki keven niteliğindeki mera bitkisinden bahsetmesi sebebiyle taşınmazın kadim veya tahsisli mer’a niteliğinde olup olmadığı hususunun araştırılması, bu husus araştırılırken yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre, taşınmazın bulunduğu mahalle ya da köy dışından seçilecek yerel bilirkişi ve taraflarca bildirilecek tanıkların HMK’nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenmeleri, taşınmazın tüm köy halkı tarafından hayvan otlatmak için kullanılan kadim mer’a niteliğinde olup olmadığı, davacının annesi ile davacının zilyetlik süresinin ne zaman başladığı ne şekilde devam ettiği, yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulmalı, hava fotoğrafları ile ... Müdürlüğü’nden istenen paftaların 1971-1981 yılları arasında çekilen ve düzenlenen fotoğraflar ile paftalar olması gerektiğinin gözetilmesi, bunların çekildikleri ve düzenlendikleri tarihlere göre dava konusu yerin kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı veya hangi nitelikte bulunduğu hususlarında uzman bilirkişilerden Yargıtay ve tarafların denetimine açık gerekçeli, karşılaştırmalı rapor istenmesi gerekmektedir. Bundan ayrı, daha önce rapor alınan ziraat bilirkişisi dışında üniversitelerin toprak bölümünden seçilecek bir ziraat bilirkişisinden dava konusu taşınmaz ve çevresindeki arazisinin toprak yapısı birlikte incelenmek suretiyle dava konusu yerin kültür arazisi haline getirilen yerlerden bulunup bulunmadığı, taşınmazın mer’a vasfında olup olmadığı konularında aynı şekilde gerekçeli, karşılaştırmalı, Yargıtay ve tarafların denetimine açık rapor istenmelidir.
Öte yandan, HUMK'nun 366. maddesi (6100 sayılı HMK'nun 290. maddesi) hükmü uyarınca birlikte keşfe götürülecek bilirkişi fotoğrafçı aracılığıyla dava konusu yer ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğraflarının çektirilip mahkeme hakimi tarafından onaylandıktan sonra dosya arasına konulması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
.//.
-3-
2012/10297-2013/5229
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 09.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy