MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 18.07.2012 gün ve 346/187 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, zilyetliği altında bulunan taşınmazın kadastro çalışmalarında 191 ada 51 parsel olarak davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak, ... üzerindeki tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... temsilcisi 02.03.2011 tarihli yargılama oturumunda davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın 1957 tarihinde 4753 sayılı yasa uyarınca ... adına tescil edildiği, dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların yaşları itibariyle 1937 yılında başlaması gereken zilyetliği bilmediklerinden davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK'nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, davacı iddiasını ispatlamadığından davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamıştır. Dava konusu 191 ada 51 parsel 19.04.2006 tarihinde komşu 48, 49, 50 ve 52 parsellerle birlikte ... adına 4753 sayılı yasaya göre oluşan 12.11.1957 tarih 113 sıra numaralı tapu kaydına göre tescil edilmiştir. ... Komisyonlar'ınca ... adına belirtmesi yapılan taşınmazların kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilebilmeleri için kural olarak, ... adına tapu kaydının oluştuğu tarihten geriye doğru en az yirmi yıl öncesine ait zilyetliğin belirlenmesi zorunludur. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinde davacının dedesine aitken, dedesinin ölümünden sonra davacının babasına intikal ettiğini, babasının ölümü üzerine yapılan taksimde davacıya düştüğünü bildirmiş, dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların 1945-1959 tarihleri arasında doğdukları saptanmıştır. Bu saptamaya göre dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarının esas alınmaması doğru
ise de, Mahkemece tanık dahil her türlü delile dayanan davacıdan ... adına tapunun oluştuğu 1957 yılından 20 yıl öncesini bilen tanıklarını bildirmesi için süre ve imkan verilmemiş ve aynı niteliklere sahip yerel bilirkişiler resen tespit edilerek dinlenmemiştir.
Bu halde, Mahkemece yapılacak iş; dava konusu taşınmazın bulunduğu köy halkı arasından yeri ve yöreyi iyi bilen yaşlı tanıklarını bildirmesi için taraflara süre ve imkan tanınmalı, aynı niteliklere sahip yerel bilirkişiler resen belirlenmeli, bildirilen taraf tanıkları ve resen belirlenen yerel bilirkişiler, HMK'nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağrılmalı uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle mümkün olduğunca keşif yerinde dinlenilmeli, davacının eklemeli tarımsal amaçlı zilyetliğinin (1957 yılından önceki) başlangıç ve süresi yerel bilirkişi ve tanıklara sorular yöneltilerek açıklığa kavuşturulmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde HMK'nun 261. maddesi uyarınca giderilmesine çalışılmalı, teknik bilirkişiden gerekçeli ve denetime açık rapor alınmalı ve sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüne, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4., HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy